Yapay Sinir Ağları (Yapay Ve Biyolojik Nöronlar)
bilimselkonular tarafından yazıldı. Salı, 04 Kasım 2008 20:25
Canlı hücrelerin en önemli özelliği, kimyevi potansiyel enerjiyi kendi organize yapılarını korumak için gerekli diğer enerji şekillerine çevirebilmeleridir. Her hücre entropisinin artmasına yani dağılmasına mani olmak için enerji sarf etmek zorundadır. Çevredeki değişiklikleri, bunların kendi üzerine tesir derecesini, yani, düzenini, dengesini, biyolojik deyimiyle homeostasis’ ini ne dereceye kadar bozabileceğini bilmesi, gerekli ayarlamaları yapması, bu ayarlamaların da ne dereceye kadar hedefe uygun olduğunu ölçmesi ve gereken düzeltmelerde bulunması, kısaca çevreye uyumunu sağlaması, canlılığını devam ettirebilmesi için bir “Haber Alma- Karar Verme- İcra” sistemine ihtiyaç vardır. İşte sinir sistemi denilen fevkalade farklılaşmış canlı doku bu önemli vazifeyi yerine getirmektedir.
Bu nedenlerle bilim adamları beynin yaptığı bu işlemleri yapabilecek bilgisayarlar ve neticede robotlar yapmak için yapay zeka konusunda çalışmaya başlamışlardır. Bilgisayar teknolojisinin günümüze kadar ki aşamalarında da görülen hep daha mükemmele ulaşma arzusudur. Bilim adamları vardıkları mükemmeliyetin son noktasını hep tabiatta bulmuş ve kendilerine tabiatta var olanları örnek olarak seçmişlerdir. İşte bilgisayar teknolojisinde de ulaşılmak istenen nokta insan beyninin gerçekleştirdiği fonksiyonları ve işlevleri yerine getirebilen bir yazılım ortaya koymaktır. Bunun başlıca nedeni insan beyninin; düşünme, var olan bilgi ve tecrübelerden sonuç çıkarma, karar verme gibi işlemleri yerine getirebilmesi ve bunları mili hatta nano saniyeler mertebesinde gerçekleştirme becerisidir.
Yapay sinir ağları, insan beyninin çalışma mekanizması taklit edilerek geliştirilen ve biyolojik olarak insan beyninin yaptığı temel işlemleri belirli bir yazılımla gerçekleştirmeyi amaçlayan bir mantıksal programlama tekniğidir (Civalek,1998). Bilgisayar ortamında, beynin yaptığı işlemleri yapabilen, kara veren, sonuç çıkaran, yetersiz veri durumunda var olan mevcut bilgiden yola çıkarak sonuca ulaşan, sürekli veri girişini kabul eden,öğrenen,hatırlayan bir algoritma kısaca “Yapay Sinir Ağları” olarak adlandırılır. Kohonen; yapay nöral ağların adaptif elemanların yoğun bir şekilde paralel olarak bağlanmasıyla oluşan ve gerçek dünyadaki cisimlerle aynen biyolojik sinir sisteminin yaptığı gibi ilişkide bulunabilmeleri için hiyerarşik organizasyonları düzenlenmiş yapılar olduğuna dikkat çeker (Kohonen, 1980).
Yapay sinir ağlarındaki işleme elemanları biyolojik olarak insan beynindeki nöronlara karşılık gelmektedir (Şekil 1). Dendrit olarak adlandırılan yapı, diğer hücrelerden bilgiyi alan nöron girişleri olarak görev yapar. Diğer hücrelere bilgiyi transfer eden eleman aksonlardır. Dolayısıyla aksonlar nöron çıkışları olarak görev yaparlar. Akson ile dendrit arasındaki bağlantı ise sinapslar tarafından gerçekleştirilir.
Yapay sinir ağlarının işleyişi de buna benzer olarak gelişmektedir. 1940 yılında McCulloch ve Pitts nöronun, mantık sistemlerinde basit eş değer yapısıyla modellenebileceğini ortaya atmışlardır. Bu amaçla yaptıkları çalışmalar sonunda Şekil 2’de görüldüğü gibi bir yapay nöron modeli geliştirmişlerdir. Bu modele göre, bir nöron N tane ağırlıklandırılmış girişi toplamakta, bir eşik değeri bu toplamdan çıkartıp sonucu lineer olmayan bir fonksiyondan geçirmektedir (Ghaboussi, vd.,1991).

Şekil 1. Biyolojik bir nöron ve elemanları

Şekil 2. Mcculloch-Pits Yapay nöron modeli
Bir yapay sinir ağında herhangi bir katmandaki j. birime gelen toplam giriş, önceki katmandaki birimlerin yi çıkışlarının (ilk katman için girişlerin) bağlantılar üzerindeki wij ağırlıkları ile hesaplanmış ağırlıklı toplamıdır ve,
.................................(1)
şeklinde ifade edilir. Birimin çıkışı, bu toplam girişi lineer olmayan bir fonksiyondan geçirerek belirlenir. Bu amaçla pek çok fonksiyon kullanılmasına rağmen geri yayılma ağında en fazla tercih edilen, yakınsama şartını çoğunlukla sağladığından sigmoid fonksiyondur. Sigmoid fonksiyon monotonik sınırlı bir fonksiyondur ve lineer olmayan çıkışlar üretir (Zurada,1992). Bu fonksiyon,
.................................(2)
şeklindedir.
Yorumlar (0)
Yorum yaz
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Sözün özü
"Erdemi öğretmemek, öğrenmemek, adaletle karşılaştığında onu benimsememek ve iyi olmayanı değiştirememek; işte benim kaygılarım. "
Konfüçyüs
Yeni
İspanyol ressam desenci gravürcü ve heykelci ( Malaga -Mougıns ) dehasını genç yaşta ortaya koyan ve çok uzun ömürlü bir yaratıcılık gösteren sanatçı biçimden biçime girdiği halde yine de tutarlı kalan yenilik ve arayışlarıyla XX. yy sanatını tümüyle etkiledi. Yaşamı boyunca birçok kez kent ve atölye değiştirdi ( Paris Güney Fransa vb ) çalkantılı bir aşk hayatı sürdü. Hayat arkadaşları yaşamında ve sanatında önemli bir rol oynadılar. Fernande, Olivier ,Eva Gouel Olga Olga Hokiova Marie Therese Walter Dora Maar Françoise Gilot Jacgueline Rogue.
Picasso akademik eğitimini ( La Coruna Barcelona ve Madrid de) tamamlayınca İspanyol sanatının özgünlüğünü korumuş bir yanına ( ortaçağ sanatı el Greco) ilgi duydu ve XIX. yy in en son yıllarında Barcelona sanat çevrelerinde Muncn Steinlen ve Toulouse-Lautrecin yapıtlarını keşfetti. Yapıtın ruh bilimsel içeriğini on plana çıkararak anlatımda çeşitli denkliklerde yararlandı mavi, maddi ve manevi çöküntüyü simgeliyor ('' mavi dönem'') (1901-1904) (ütücü kadın 1903 Guggen heim Museum.New York ) pembe ise cambazların yaşamını hatırlıyordu. (''pembe dönem'' (1904-05) cambazlar national galleriy.Washıngton) Ancak 1904'te Paris'e yerleştikten sonra sanatında geniş çaplı bir değişiklik meydana geldi. Üslubunda ve konularında 1906-07 den başlayarak görülen yeniliğin kökeninde iber sonrada ''zenci'' heykelciliğinin örneklerinden yararlanarak esas olana ulaşmayı amaçlayan bir plastik anlayışına yönelmesi çeşitli sanatçılarla (Matisse Derain, Brague) ya da yapıtlarıyla (İngres Cezanne Gauduin) karşılaşması yer alır Bunun sonucunda nesnelerin köşeli parçalara Bölünmesiyle daha da belirginleşen bir geometrileştirmeyle (horta de Ebro'da fabrika 1909 Ermita). Sen-Petersburg; Kadın başı Bronz. 1909 Picasso müzesi. Paris) ayırt edilen Dolambaçsız ve devrimci bir anlayış doğdu (avignonlu genç kızlar 1906-07) bu anlayış Brague'in çalışmalarıyla birleşerek , kübizm'e vardı.
Figür ve natürmortlarda (hemen de salt bu konular işlendi) hacimlerin parçalanması gözlemlenir: bu parçalanma düzlemler halinde bir yapılanmayı sağlar ve çok geçmeden soyutlanmanın sınırlarını zorlayacak (renkler kahverengi ve gri tonlarına biçimler bir kaç işarete indirgenmiştir) bütüncül bir görüşe (D.H Kahnweiler'in portresi 1910 ( art İnstıtute . Chıgago) olanak verir.Gerçeklikle bağıntı kurma sorununa 1911'den başlayarak resim mekanına rakam harf ya da sözcüklerin sokulması ardından gazete ya da duvar kağıdı parçaları ağaç yada hasır taklitleri gibi gerçek öğelerin resimle bütünleştirilmesi ( Hasır İskemleli natürmort 1912 ilkbaharı Picasso müzesi Paris) gibi yeni çözümler getirilir. Savaşın sonuna dek papier colleiler ( şişe bardak ve keman 1912-13 National Museum Stockhoim ) ve ağaç yada metal öğelerle yapılan asambalajlar ( bass şişesi bardak ve gazete 1914 Picasso müzesi Paris ) kubist biçim dağarcığında sıkça kullanılan nesnelere girişimci bir yaklaşım önerir. Ancak savaşın bitmesiyle birlikte italyayı keşfetmesi (1917) ve Diaghilev ile uzun bir işbirliğinin de (parede (1917) Puicıneila (1920) Mercure (1924) vb balelerinin dekor ve kostümler) yardımıyla sanatçı geleneksel esinli eskiye dönmeye hevesli ve anıtsal görünümlü bir resme yöneldi ( Pan flüt 1923 Picasso müzesi paris) Bununla birlikte kübist deneyimleri unutmak şöyle dursun( üç müzikçi 1921 Museum of art. Philadelphia). bunların çok sayıda hatta birbirine karşıt uzantılarını gerçekleştirdi biçimlerin parçalanıp bölünmesi gerçek üstücü etki altında düzlemlerin ''fırtınalı'' bir bireşimini olduğu kadar (dans 1925 Tate Gallery Londra; çarmıha geriliş 1930 Picasso müzesi Paris ) anıtsal hacimlere erotik ve acımasız bir oyunu gerçekleştirmeyi de (Deniz kıyısında figürler . 1931, ay y. Paris) sağladı; bu üsluplaştırma, bir yandan J Gonzelez'in yardımıyla 1928-29 'dan başlayarak gerçekleştirdiği yarı soyut demir konstrüksinlardan, öte yandan 1932-33 yıllarının yusyuvarlak kadın baş ve büstlerinde görülür.İspanyol iç savaşı ve ikinci dünya savaşı sırasında, nesne ve yüzlerdeki biçim bozulmaları daha belirginleşir ( bir iç mekandaki kadınlar, 1936, uzanmış büyük nü ,1943 Picasso müzesi, Paris) yüzler kaygılı ( ağlayan kadın,1937, ay. y. ) trajik (Guerrinica ;1937 ) bir ifade kazanır ya da klasik yapım tekniğinin yardımıyla zaman dışı bir patetikliğe bürünür ( Koyunlu adam bronz 1944 Picasso müzesi Paris) sanatçının siyasal açıdan bağlanmasıyla (1944'te komünist partiye girer) ve yeniden bir dinginliğe kavuşmasıyla ( yaşama sevinci: 1946. Picasso müzesi Antibes) bu dönem sonuna erer. Güney Fransa kıyılarını tanıması ve bir daha ayrılmamak üzere buraya yerleştirilmesiyle Picasso, denemelerini çeşitlendirir. sıradan nesnelerin (dişi maymunla yavrusu, 1952, Picasso müzesi, Paris) yada geometrik öğelerin (''yıkananlar '' dizisi 1956 ay, y. ) bir araya getirilmesiyle gerçekleştirilen heykeller, kesilmiş ve boyanmış saclar, çok sayıda desen ve gravür Vallauris de çömlekçilik ve seramik çalışmaları vb. Resim alanında, kendisinin ya da çağdaşlarının yapıtlarından (Matise'e göndermeler yaptığı cannes atölyesi, 1956, ay. y. Paris) sağladığı katkılara plastik dilin çeşitliliğini araştırır; geçmişin büyük yapıtlarını sorgular ( Delac roix'ya göre ''Cezayirli kadınlar '' ( 1954-55) Velazguez'in ''las Menninas''ına göre ''Nedimeler'' (1957) Manetye göre ''kırda yemek '' ( 1960-61) vb. dizileri) ve bu sorgulamayı, doğrudan resim üzerine ( bunların en yetkin örneği ressam ve modeli teması üzerine yaptığı çalışmalardır). dolayısıyla da hem yaratıcılık, hem de ressam ve kadın üzerine giriştiği çeşitlemelere birer bahane olarak ele alır.
Barcelona Antibes (Grimaldi şatosu) ve Paris 'te (sale konağı) Picasso müzeleri vardır. Sanatçının kendi oluşturduğu koleksiyon ise (kortejler ustası [XVII. yy. ] Corot. Cezanne, Degas [ monotipler] Reonit H. Rousseau, Brague, MirQ, Matisse vb' nin yapıtlar) Louvre'a bağışlanmıştır.
























