Cuma, Eylül 03, 2010
   
Text Size

doğal biyolojik nöronların temelleri

AddThis Social Bookmark Button

Prof.Dr. Yunus Emre Evlice

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakultesi

 

1930’lardan sonra sinir ve kas hücreleri üzerinde yapılan elektrofizyolojik çalışmalar, sinir sisteminin işleviyle sinir sisteminin yapı taşları olan hücreler (nöron) arasında bağlantı kurulmasını sağladı. 1950’lerden sonra klinik psikiyatride antipsikotik ve antidepresan ilaçların kazandığı başarının da etkisiyle, nörobiyoloji alanındaki çalışmalar hız kazandı. Son yıllarda yapılan çalışmalar davranışın nörobiyolojik temellerini tümüyle açıklamaya yeterli olmasa da,  bunun için gerekli çerçeve büyük ölçüde oluşturulmuş bulunuyor.

 

Davranışın yapı taşları: Nöronlar

Basit ya da karmaşık her türlü davranış, beynin değişik bölgelerinde yer alan bir grup nöronun etkinliği ile gerçekleşir. Beynin çalışabilmesi için nöronlar arasında iletişim zorunludur.

Bu iletişim aksiyon potansiyelleri denilen elektriksel sinyallerle sağlanır. Her nöron, dentritleri aracılığı ile diğer nöronlardan gelen uyarıları alır ve nöron gövdesine iletir. Bu uyarılar ya inhibitör ya da eksitatör niteliktedir. Değişik kaynaklardan gelen zıt yönlü uyarıların nöron gövdesindeki toplamına göre, nöron eksite ya da inhibe olur ve bu enformasyon nöronun aksonu aracılığıyla bağlı olduğu nöronlara ya da efektör organa (kas, salgı bezi) iletilir. Basit ve karmaşık davranış arasındaki temel fark, karmaşık davranışda daha çok sayıda ve değişik enformasyon içeren nöron gruplarının olaya katılmasıdır.

Genellikle nöronlar, dentritleri ve aksonları arasında karmaşık ilişkilerin kurulduğu birimler oluştururlar. Her birim diğeriyle karşılıklı ilişki içindedir ve her birim alınan uyarıyı modifiye ederek ilişki içinde olduğu diğer birimlere iletir. Sinir sistemi omurilikten beyin kabuğuna, hiyerarşik bir düzen içinde birbirine eklenmiş birimlerden oluşmuştur, diyebiliriz.

Evrim sürecinde, sinir sistemi yeni üst merkezlerin eklenmesiyle gelişimini sürdürmüştür. Örneğin neokorteksde bulunan nöronlar kolon şeklinde örgütlenmişlerdir. Bu nöronların yapıları, yerleşimleri ve aralarındaki bağlantıları birbiribe çok

benzer; kolonların, korteksin bilgi-işlem yapıları (modül) oldukları kabul edilmektedir. En gelişmiş beyne sahip olan insanda, neokorteksin diğer yüksek memelilere göre daha gelişmiş olması nedeniyle daha fazla bilgi işleyebilecek modüller bulunmaktadır.

 

Nöronların dili: Frekans kodları

Nöronlar ya hep ya hiç kuralına göre etkinlik gösterir. Bir nöron, eksitatör ya da inhibitör uyarıları entegre ettikten (bütünleştirme) sonra ya aksiyon potansiyelleri doğurur ya da sessiz kalır. Dolayısıyla bir nöronun kendini değişik biçimlerde ifade edebilmesi, ancak farklı frekansta ve sayıda aksiyon potansiyeli kümeleri ve bunların arasına giren farklı süredeki sessiz aralıklarla mümkün olabilmektedir (amplitüd değişmez). Böylece farklı bilgiler, değişik aksiyon potansiyeli kümeleri ile kodlanıp iletilir.

Bir birimde bulunan nöronlar ve nöronlar arasındaki karmaşık bağlantılar, kodlama repertuvarı zengin, esnek bir yapı oluşturur. Bir birime aksiyon potansiyeli kümeleri ile ulaşan bilgi, bu birimde modifiye edilerek, yine aksiyon potansiyeli kümeleri halinde diğer birimlere iletilir. Farklı nöron yapıları, hücre zarında yer alan değişik türde iyon kanalları ve nöronlar arası bağlantılar, nöronlara değişik deşarj paternleri (kodlama yeteneği) sağlamaktadır.

Nöronlar arasındaki bağlantı noktaları: Sinapslar

Nöronlar arası ilişkiyi sinapslar sağlar. Bu özelleşmiş yapılarda presinaptik tarafa ulaşan aksiyon potansiyeli, bu uçtan kimyasal bir mediyatör salınmasına yol açar. Bu mediyatör postsinaptik taraftaki reseptörlerle etkileşerek, bazı iyon kanallrını aktive eder ve postsinaptik zarda elektriksel potansiyel değişikliğine yol açar. Sinaptik geçişi (transmission) sağlayan mediyatörler, nöronlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen temel ögelerdir. Bugün 30 kadar nöromediyatörün varlığı bilinmektedir.

Sinaptik geçiş halen nörobiyolojinin en popüler konularından biridir. Pre- ve postsinaptik tarafta, çeşitli ilaçlarla sinaps işlevini etkilemek mümkündür.

Bu tür ilaçlar sağlıklı kişilerde ve ruhsal hastalığı olanlarda belirgin davranış değişikliklerine yol açabilmektedir. Buradan yola çıkılarak, şizofrenide dopaminerjik, depresyonda katekolaminerjik varsayımlar ileri sürülmüştür.

Davranışın oluşumunda önemli bir yapı olan sinapsın yanı sıra nöron morfolojisi, biyokimyası, iyon kanalları, glia hücreleri ve kan-beyin bariyeri gibi beynin diğer biyolojik özelliklerinin de sinir sisteminin işlevlerinin düzenlenmesindeki rolünü unutmamak gerekir. İlginçtir ki, Einstein gibi bir dahinin beyninde saptanabilen tek farklılık, glia hücrelerinin normalden fazla olmasıdır.

Davranışın biyolojik altyapısının gelişimi

İlk aşamada nöronların ve sinir sisteminin diğer yapılarının oluşumu intrauterin dönemde gerçekleşir. Bu oluşum, temelde kalıtımsal ve gelişimsel etmenlerce belirlenir. Bu yapı, yenidoğanın çevreye fizik uyumunu sağlayacak bilgiyi; ağlama, gülme, acıya tepki gibi ilkel davranış örüntülerini içerir.

Gelişmenin ikinci aşaması yaşamın ilk yıllarında gerçekleşir. Bu dönemde yoğun bir sinaps oluşumu vardır. Çevresel uyarılar bu sinapsların bazılarını korur ve geliştirirken, kullanılmayan sinapslar ise yok olur. Örneğin, yeni doğan maymunlarda bir göz kapatıldığında, görmeyle ilgili olan oksipital korteksin hücresel yapılanması (sitoarkitektür) normalden farklı bir yönde gelişir; kapatılan göz daha sonra açılsa bile bu hayvanlar normal iki gözle görmeyi başaramazlar. Nitekim, çocuklarda şaşılık yaşamın ilk yıllarında düzeltilmediği takdirde, kortekste sapkın (aberant) bir yapı oluşmakta ve daha sonraki yıllarda göz hücrelerinin eksenleri ameliyatla paralel hale getirilse bile, normal iki gözle görme sağlanamamaktadır. Benzer biçimde, kritik yaşa kadar toplumsal yaşamdan uzak kalmış vahşi çocukların daha sonra normal konuşmayı öğrenemedikleri ve toplumsal uyumlarının bozuk olduğu görülmüştür. Bunun bir diğer örneği de, bebeklerde anne yoksunluğu sonucu ortaya çıkan, fiziksel ve mental gelişme geriliği, toplumsal uyum bozukluğu ve mikrobik hastalıklara yatkınlık ile karakterize anaklitik depresyondur.

İlk iki aşamada son şeklini almış olan sinaptik bağlantıların, modifiye edilerek kullanılması, gelişmenin son aşamasını oluşturur. Çevresel etmenlerin ve öğrenmenin, sinaps yapısında oluşturduğu kalıcı ya da geçici biyokimyasal, elektriksel ve yapısal değişiklikler, bu sinaps üzerinden iletilen uyarıların güçlenmesine ya da zayıflamasına yol açar.

O halde, davranışı belirleyen nöron ağlarının temel yapısı, kalıtımsal ve gelişimsel etmenler ile birlikte, erken gelişme döneminde, çevresel etmenlerce belirlenmektedir. Daha sonraki yaşamda çevresel etmenler ve öğrenme, bu yapının potansiyel yeteneklerini modifiye ederek, değişik davranış örüntülerini ortaya çıkarabilmektedir. Bir dilde konuşma işlevinin gelişimi, buna örnek olarak verilebilir. Dünyada konuşulan değişik diller, çok benzer özellikler göstermektedir. Yapıları farklı gibi görünen dillerde bile çocukların dil öğrenmesi süreci aynı aşamalardan geçmaktedir. Japon erişkinler r ve l arasındaki farkı ayırt edemezken, Japon bebekler bu iki sesi kolayca ayırt edebilmektedir. Yüksek bir beyin işlevi olan konuşmanın temel özellikleri, kalıtımsal ve gelişimsel etmenlerce belirleniyor; erken gelişme dönemindeki çevresel etmenler ise (çocuğun içinde yaşadığı toplumun konuştuğu dil) bu temel yapıda önemli değişikliklere yol açabiliyor (farklı hançerelerin ortaya çıkması gibi). Bununla ilgili bir diğer örnek, küçük yaşta bir dili öğrenip sonra unutan çocukların erişkin yaşta aynı dili tekrar öğrenmek istediklerinde, bunu kolaylıkla başarmaları ve söyleyiş (telaffuz) sorunlarını kolayca çözebilmeleridir.

Ruhsal işlevler beyinde lokalize edilebilir

Görme, işitme gibi basit işlevlerin yanı sıra konuşmanın da korteksteki yerleşimi Wernicke ve Broca’nın öncü çalışmalarından beri bilinmektedir. Sağ elini kullananların %95’inde sol hemisfer dominant iken; sol elini kullananlarda bu oran %60 dır. Konuşma için major (dominant) hemisfer yeterlidir. Minor hemisferde bulunan simetrik bölgeler ise konuşmanın duygusai içeriğinin anlaşılması ve ifade edilmesi için gereklidir. Örneğin minor hemisferde bozukluğu olan biri, konuşulanları doğru olarak anlar, ancak konuşmanın taşıdığı duygusal tonu (öfke, sevinç, hüzün gibi) kavrayamaz. Benzer biçimde, matematiksel yetenekler ve mantıklı düşünme, major hemisferde yerleşik iken; müzik, resim gibi sanatsal yetenekler minor hemisferin işlevleridir.

Temporal lop epilepsisi olan kişilerde, epileptik odak major hemisferde ise bu kişilerin interiktal dönemde felsefi uğraşlara eğilimli oldukları; odak minor hemisferde ise aşırı duygusal tepkiler verdikleri görülmüştür.

Son yıllarda tıp uygulamasına giren PET (pozitron emisyon tomografisi) ile beyin işlevlerini incelemek mümkün olmaktadır.

Sonuç olarak, basit ya da karmaşık her türlü davranış, beyindeki bir dizi biyolojik süreç sonucu gerçekleşmektedir. Normal ve normal dışı davranışta rol oynayan biyolojik süreçler aydınlandıkça, ruhsal hastalıkların sağaltımında daha akılcı yöntemler kullanılacak ve daha iyi sonuçlar alınacaktır.


Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha kucuk | daha buyuk
security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz

busy

Sözün özü

"Erdemi öğretmemek, öğrenmemek, adaletle karşılaştığında onu benimsememek ve iyi olmayanı değiştirememek; işte benim kaygılarım. "
Konfüçyüs

“İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.”Napolyon.

Yeni

Teknoloji Yönetimi, "Bir organizasyonun stratejik ve taktik amaçlarının şekillendirilmesinde ve bunlara ulaşılmasında ihtiyaç duyulan teknolojik kapasitenin planlanması, geliştirilmesi ve uygulanmasıdır." Teknoloji Yönetimi kavramını biraz açarsak, teknoloji yönetimi yöneticilik ile teknik uzmanlık arasında bağlantıyı kurmak ve teknoloji transferi, teknoloji pazarlaması, teknolojik planlama, araştırma-geliştirme, tasarım, imalat, prototip oluşturma, test etme gibi teknoloji terimine ve teknoloji geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin planlaması, örgütlenmesi, koordinasyonu ve kontrolü ile ilgili faaliyetlerin tümüdür. 

Üye formu

Etiketler

Google, 2008’in en çok arananl

News image

Google, 2008 yılında her gün arama motoruna girilen milyonlarca sorguya dayanarak derlenen İnternet Zeitgeist’ini (Almanca’da zamanın ruhu anlamına gelen kelime) açıkladı....

Devamı ...

MySpace videoları cebe girecek

News image

MySpace, kullanıcılar tarafından yüklenen videoların mobil platformlarda görüntülenmesine olanak tanıyacağını açıkladı....

Devamı ...

Wikipedia editör dostu olmak i

News image

Wikipedia vakfı, sıradan kullanıcıların da İnternet ansiklopedisine katkıda bulunmasını sağlamayı amaçlıyor....

Devamı ...

e-Devlet Kapısı “Bismillah”la

News image

www.türkiye.gov.tr açıldı. Siteye erişimde Türkçe karakter sorunu yok, ancak birçok işlem için şifre gerekiyor. Şifre PTT’lerden bir günde, oturduğunuz yerden ise bir haftada ...

Devamı ...

e-devlet kapı duvar!

News image

2003 yılından beri yürütülen e-Devlet Projesi kapsamında bugün yayına girecek olan e-Devlet Kapısı, açılmasına saatler kala hâlâ kilitli görünüyor. Adreste ne bir test yayını, ne de “yakında hizmetteyiz” notu vardı, site resmi tören sonrasında açıldı....

Devamı ...

Mahkeme kararı Facebook’tan te

News image

Avustralya’da bir avukat, borcunu ödemeyen bir çifte, ipotek ettirdikleri evlerinin haczedildiğine dair mahkeme kararını sosyal iletişim ağı Facebook ile tebliğ ...

Devamı ...

Ayakkabı eylemi bilgisayar oyu

News image

ABD Başkanı George W. Bush’a hafta sonu Bağdat’ta yaptığı ziyaret sırasında ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazır El Zeydi’nin eyleminin yankıları İnternet’te de devam ...

Devamı ...

1,3 dolara satılık çalıntı Fac

News image

Bilgisayar korsanları, çaldıkları Facebook hesaplarının tanesini 1,3 dolardan çevrimiçi sahtekarlık çetelerine ...

Devamı ...

Google araması çeviri seçeneği

News image

Google, şirketlere özel ürettiği arama sunucularında diller arasında arama yapabilen bir düzeneğin testlerine başladı....

Devamı ...

Avrupa ile Asya iletişim kuram

Akdeniz’de denizaltından geçen 3 kabloda meydana gelen arıza nedeniyle Avrupa, Ortadoğu ve Asya arasındaki internet ve telefon hizmetlerinde sorun yaşanıyor....

Devamı ...

Warner Music - YouTube ortaklı

News image

Warner Music, gelir paylaşımı modeline dayalı içerik ortaklığını sona ...

Devamı ...

Bu sitede erotizm içeren unsur

News image

İngiltere, web sitelerine filmlerde olduğu gibi bir derecelendirme sistemi getirmeyi ...

Devamı ...

Internet Explorer kan kaybediy

News image

Microsoft’un pazar lideri internet tarayıcısı Internet Explorer, tarihinin en düşük kullanım oranına ulaştı....

Devamı ...

Facebook paralı olmayacak

News image

Ünlü teknoloji blogu Techcrunch’ın yazarlarından Michael Arrington’un yaptığı “Facebook zor durumda” yorumları kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine yol açıyor....

Devamı ...

Wikipedia 6 milyon dolar hedef

News image

Geçtiğimiz Temmuz ayında Wikipedia’nın kurucusu ve kâr amacı gütmeyen Wikimedia Vakfı’nın yöneticisi Jimmy Wales tarafından başlatılan bağış kampanyası 6 milyon dolarlık hedefine ulaştı....

Devamı ...

More in: MATEMATİK, Genel, Health, Sağlık, teknoloji, Dünya, UZAY, Education, Kimya, Fizik, İcatlar, Mucidler , oyun, Rüzgar Enerjisi, Biyoloji

Metal/p-tipi Yarıiletken Arası

News image

Bu kontak tipinde; fm <fs ise kontak doğrultucu, fm > fs ise kontak omik kontaktır. Kontak yapılmadan önceki durum Sekil 1 'de gösterilmektedir. Yarıiletken Fermi seviyesi fm - fs miktarı kadar metal Fermi seviyesinin üzerin-dedir. Kontak yapıldıktan sonra yük alış-verişi meydana gelir. Yarıiletken tarafında geride pozitif bir uzay yükü (deşikten dolayı) ve metal tarafında negatif bir uzay yükü bırakarak, elektronlar yarıiletkenden uzaklaşır. Dolayısıyla, yarıiletken Fermi seviyesi fm - fs kadar alçalır. Yarıiletken deşikleri metale doğru hızlıca hareket ...

Devamı ...

KARBONHİDRATLAR

News image

Karbonhidratlar, polihidrik alkollerin aldehid ve keton türevleridir. Karbonhidrat yapısındaki en küçük birimler monosakkaritlerdir. Monosakkaritler kristalleşmiş renksiz bileşikler olup çoğu tatlıdır. Bu nedenle basit şekerler olarak da bilinirler. Genel olarak aldehid türevi içeren monosakkaritler aldoz, keton türevi olan monosakkaritler ise ketoz olarak adlandırılır. Monosakkaritler adlandırılırken C sayısı esas alınır ve aldoz şekerin isminin sonuna –oz eki getirilirken ketoz şekerin isminin sonuna –uloz eki ...

Devamı ...

ALKOLLER

News image

Su molekülündeki bir hidrojenin alkil grubu ile değişmesinden meydana gelmiş bileşiklere alkol adı verilir. Alkollerin adlandırılması: Klasik sistemde alkil grubunun adından sonra alkol sözcüğü getirilir; metil alkol, etil alkol, propil alkol, butil alkol gibi. IUPAC sistemine göre alkolün türemiş olduğu alkanın adına –ol son takısını getirmek suretiyle yapar: metanol, etanol, propanol, butanol gibi. Alkollerin Özellikleri a) Fiziksel Özellikler: Küçük moleküllü alkoller, özel kokulu ...

Devamı ...

organik bileşikler

News image

Kimyasal maddelerin sınıflandırılmasında benimsenen sistem, bitki ve hayvan organizmalarından elde edilen bileşiklere organik bileşikler, canlı organizmadan kazanılamayanlara da anorganik bileşikler adını vermiştir. 1784 de Lavoisier, yaşayan organizmalardan elde edilen organik maddelerin mutlaka karbon ve hidrojen içerdiğini ve ayrıca azot ve fosfor da içerebildiğini saptamıştır. Bu şekilde kimyanın ikiye ayrılması, organik ve anorganik maddeler arasında kesin bir farklılık olduğu görüşünü de beraberinde ...

Devamı ...

Dalton’un kısmi basınçlar yasa

Bir gaz karışımında gazlardan her birinin kendi yaptığı basınca kısmi basınç ismi verilir. Dalton’un kısmi basınçlar yasasına göre bir gaz karışımının toplam basıncı karışımın bileşenlerinin kısmi basınçlarının toplamına eşittir. PT =  PA + PB +…...

Devamı ...

Gazlar

News image

Gazlar moleküller arası çekim kuvvetleri en az olan maddelerdir. Gaz molekülleri birbirinden bağımsız hareket ederler. Aralarındaki çekim kuvveti sadece London çekim kuvvetidir. Büyük basınç ve düşük sıcaklıklarda sıvılaştırılabilirler. Gaz molekülleri bulundukları yeri her tarafına eşit oranda yayılarak doldururlar. Basınç altında yüksek oranda sıkıştırılabilirler. Sıcaklık ile basınç doğru orantılıdır. Düşük yoğunlukları vardır. Basınç (P), sıcaklık (T) ve hacim (V) gazların durumunu değiştirebilen e...

Devamı ...

Çözeltiler

Çözücünün Durumuna Göre : Çözücünün Fizik Hali Çözünen Maddenin Fizik Hali Örnek Katı Alaşımlar Katı Sıvı Gümüş içinde civa Gaz Palladium içinde hidrojen Katı Su içinde şeker Sıvı Sıvı Su içinde alkol Gaz Su içinde oksijen Katı Azot içinde iyot Gaz Sıvı Azot içinde su Gaz Azot içinde oksijen Elektrik Akımı İletmelerine Göre:. ...

Devamı ...

Tanecikler Arasındaki Çekimle

Erime ve kaynama noktaları moleküller arası etkileşim kuvvetlerine bağlıdır. Moleküller arasındaki etkileşim ne kadar büyükse maddenin erime ve  kaynama noktası o kadar yüksek olur. Polar moleküllü bileşiklerin kaynama noktaları apolar moleküllü bileşiklerin kaynama noktalarında büyüktür. Çünkü dipol-dipol etkileşmesi sıvı moleküllerinin birbirinden ayrılarak bağımsız gaz molekülleri haline gelmesini zorlaştırır. Ayrıca apolar bir moleküldeki çekim kuvveti kalıcı değil anlıktır....

Devamı ...

Moleküller Arası Çekim Kuvvetl

1. van der Waals (London) kuvvetleri Elektrik yüklü bir cisim çevresinde bir elektrik alanı oluşturur. Yüksüz cisimlerde bu alandan etkilenirler.Buna indüklenme ile elektriklenme denir. Öncelikle yüksüz bir cismin, atom çekirdeklerinden ve elektronlarından oluştuğunu hatırlayalım. Ortamda (+) yüklü bir cisim var ise yüksüz cisimdeki elektronlar bu (+) kutup tarafından çekilir. Diğer bölgede ise elektron noksanlığı veya (+) yük oluşur. İşte bu sayede polar olmayan (apolar) ...

Devamı ...

Moleküllerin Polaritesi

Bir molekülün yük dağılımı ve  şekli molekülün polaritesini belirler. İki atom arasında oluşabilecek bağlardan birisi de kovalent bağdır. Bu kovalent bağ iki atomun ortaklaşa kullandığı bir çift elektron sayesinde oluşur.  Bu bağ elektronları elektronegativiteleri birbirinden farklı olan atomlar tarafından farklı kuvvetlerde çekilir. Örneğin HF bileşiğini inceleyecek olursak florun elektronegativitesi hidrojen atomundan daha büyük olduğu için bağ elektronları flor atomu tarafından daha fazla ...

Devamı ...

İskelet Ve Kas Sistemi

Canlılarda, vücuda desteklik sağlayan ve hareketi kolaylaştıran sistemdir. Tek hücrelilerde bu görevi hücre zarı ve hücre çeperi yapar. ...

Devamı ...

Bir Rekabet Silahı Olarak Ürün

News image

Ürün tasarımı başarı için önemli bir anahtardır, çünkü ürün maliyetinin, kalitesinin ve tüketici hizmetlerinin belirlenmesinde önemli bir paya sahiptir.  Bu üç faktör şirketin rekabet durumunun belirlenmesinde çok önemli bir pozisyona ...

Devamı ...

Hizmet Ürünlerinin Tasarımı Ve

News image

Hizmet, karşılanmamış ihtiyaçların tatmin edilmesi düşüncesi ile başlar.  İlk değerlendirme, piyasa potansiyelinin ve fizibilitesinin belirlenmesi ile yapılır, daha sonra da prototip tasarımı, analizi ve testi yapılır, bunların sonunda da sonuç tasarıma ulaşılır.  İmalat ve hizmet sistem tasarımları arasındaki farklar, müşteri odağının ve insan etkileşimi derecesinin farklı olmasıdır.  Hizmet sektöründe bunlar daha yoğun olduğu için taleplere daha hızlı cevap verilebilmesi için daha esnek olunması gerekir. ...

Devamı ...

Kalite Ve Güvenilirlik

News image

Bir ürün tasarımı tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek teknik özelliklere sahip olmalıdır. Bu niteliklere uygunluk satın alma ve üretim departmanlarının sorumluluğu altındadır. Satın alınan ve kullanılan malzemelerin bu özelliklere uygunluğu kontrol edilmelidir. Ayrıca yetersiz üretim yöntemleri de kalitenin düşmesine yol açar.  Ambalajlama ve dağıtım da ürünlerin tüketicinin eline sağlam geçmesini sağlamada son derece önemlidir.  Son olarak kullanma kılavuzlarının kalitesi ve satış sonrası hizmetleri de ürünün başarıya ulaşmasında rol sahibidir. Piyasaya sürülen pek çok bilgisayar teknik bilgisi kuvvetli olmayanlar ...

Devamı ...

ÜRÜN GELİŞTİRME SÜRECİ

News image

  Ürün geliştirme çalışmaları, pazar araştırması ile başlayıp,ürünün tasarımı ile devam eden,üretim süreçlerinin tasarımı ile sürdürülüp,ürünün fiziksel olarak yapımı ile sonuçlanmayan ; ancak pazara sunulup geri bildirim ile çevrimi tamamlanan bir süreçtir. Bu süreç aslında ürünün yaşamı boyunca devam eder....

Devamı ...

More in: Oss biyolji, Oss coğrafya, Öss fizik, Oss geometri, Kimya, öss matematik, Öss türkce, İktisat

Video

Restore Default Settings
Şu anda 38 konuk çevrimiçi