Cuma, Eylül 03, 2010
   
Text Size

Biyodizel nedir?

AddThis Social Bookmark Button
  

Biyodizel nedir?

Biyodizel, kolza (kanola), ayçiçek, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile (metanol ve ya etanol ) reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür. Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilir. Kanola bitkisinin yağından üretilir.

 

KANOLA EDİR?

Kanola (Brasicca napus Oleifera sp.), bitkisel yağ kaynağı olarak yağlı tohumlu bitkiler olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı arasında üretim açısından üçüncü sırayı almaktadır. Dünya'da yıllık üretimi 22 milyon ton civarındadır. En çok üreten ülkelerden Çin 4.5, Hindistan 4.4, Kanada 2.8, Polonya 0.5, Fransa 0.47, Pakistan, 0.4, Almanya 0.4, İngiltere 0.3 milyon ha ekim alanına sahiptir. Ülkemize ise Balkanlardan gelen göçmenler ile kolza adı ile 1960 yıllarında getirilmiş ve  Trakya'da ekim alanı bulmuştur. Ancak kolza ürününün yağında insan sağlığına zararlı Erusik asit, küspesinde de hayvan sağlığına zararlı Glukosinolat bulunması nedeniyle 1979 yılında ekimi yasaklanmıştır.

Kolza'da erusik asit ve glukosinolat ihtiva etmeyen çeşitler araştırmalar sonucu geliştirilmiştir. Bu çeşitler ilkönce Kanada'da ıslah edilmesi nedeniyle kanola adı verilmiştir. Ülkemizde bitkisel yağ açığını kapatmak amacıyla kanola tarımının yaygınlaşması için çalışmalar yapılmaktadır.

Ülkemizde rapiska, rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola,  kışlık ve yazlık olmak üzere iki fizyolojik döneme sahip bir yağ bitkisidir. Kanola danesinde bulunan % 38-50 yağ ve % 16-24 protein ile önemli bir yağ bitkisidir. Eskidene kolza olarak isimlendirilen çeşitler % 45-50 oranındaki Erusik asit içeriği ıslah çalışmaları ile  % 0 düzeyine düşürülmesi  sonucu bitkinin tekrar bitkisel yağ ihtiyacı için yeniden üretime alınmasını sağlamıştır.

 

BİYODİZEL ÜRETİM YÖNTEMİ

Biyodizel üretiminin çeşitli metotları olmakla birlikte günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem transesterifikasyon yöntemidir. Transesterifikasyon; yağ asitlerinin (bitkisel yağlar, evsel atık yağlar, hayvansal yağlar) bazik bir katalizör EŞLİĞİNDE alkol (metanol,etanol vb.) ile esterleşme reaksiyonudur.

Bu yöntem ile biyodizel üretiminde aşağıdaki işlem basamakları takip edilmektedir.

Alkol ve katalizörün karıştırılması: Katalizör tipik olarak sodyum hidroksit (kostik soda) veya potasyum hidroksittir. Katalizör standart bir karıştırıcı ve mikser kullanılarak alkol içerisinde çözülür.

Reaksiyon: Alkol/katalizör karışımı kapalı reaksiyon kabı içerisine doldurulur ve bitkisel veya hayvansal yağ ilave edilir. Daha sonra alkol kaybını önlemek amacıyla sistem tamamen atmosfere kapatılır. Reaksiyon karışımı, reaksiyonu hızlandırmak amacıyla belli bir sıcaklıkta tutulur ve reaksiyon gerçekleşir. Önerilen reaksiyon süresi 1 ile 8 saat arasında değişmektedir ve bazı sistemler reaksiyonun oda sıcaklığında olmasını gerektirir. Hayvansal veya bitkisel yağların kendi esterlerine tamamen dönüştürülmesinden emin olunmasını sağlamak için normal olarak fazla alkol kullanılır.

Beslemedeki hayvansal veya bitkisel yağların içerisindeki su ve serbest yağ asitlerinin miktarının izlenmesi konusunda dikkatli olunmalıdır. Serbest yağ asidi veya su seviyesinin yüksek olması sabun oluşumu ve gliserin yan ürününün alt akım olarak ayrılması problemlerine neden olabilir.

Ayırma: Reaksiyon tamamlandıktan sonra iki ana ürün gliserin ve biyodizeldir. Her biri reaksiyonda kullanılan miktardan arta kalan önemli miktarda metanol içerir. Gerek görülürse bazen reaksiyon karışımı bu basamakta nötralize edilir. Gliserin fazının yoğunluğu, biyodizel fazınınkinden çok daha fazla olduğundan bu iki faz grafite ile ayırılabilir ve gliserin fazı çöktürme kabının dibinden kolayca çekilebilir. Bazı durumlarda bu iki malzemeyi daha hızlı ayırmak amacıyla santrifüj kullanılır.

Alkolün Uzaklaştırılması: Gliserin ve biyomotorin fazları ayrıldıktan sonra her bir fazdaki fazla alkol bir flaş buharlaştırma veya distilasyon prosesi ile uzaklaştırılır ve reaksiyon karışımı nötralize edilir. Gliserin ve ester fazları ayrılır. Her iki durumda da alkol distilasyon kolonu kullanılarak geri kazanılır ve tekrar kullanılır. Geri kazanılan alkol içerisinde su bulunmamalıdır.


5. Gliserin Nötralizasyonu: Gliserin yan ürünü, kullanılmamış katalizör ve bir asit ile nötralize edilmiş sabunlar içerir ve ham gliserin olarak depolanmak üzere depolama tankına gönderilir. Bazı durumlarda bu fazın geri kazanılması sırasında oluşan tuz, gübre olarak kullanılmak üzere geri kazanılır. Pek çok durumda tuz gliserin içerisinde bırakılır. Su ve alkol, ham gliserin olarak satışa hazır olan % 80-88 saflıkta gliserin elde etmek amacıyla uzaklaştırılır. Daha sofistike işlemlerde gliserin %99 veya daha yüksek saflığa kadar distillenir ve kozmetik ve ilaç sektörüne satılır.

Metil Ester Yıkama İşlemi: Gliserinden ayrıldıktan sonra biyomotorin kalıntı katalizör ve sabunları uzaklaştırmak amacıyla ılık suyla yavaşça yıkanır, suyu uzaklaştırılır ve depolamaya gönderilir. Bazı proseslerde bu basamak gereksizdir. Bu normal olarak, açık amber-sarı renkte, petrodizele yakın viskoziteli bir sıvı veren üretim prosesinin sonudur. Bazı sistemlerde de biyomotorin distillenerek safsızlıkların uzaklaştırılması sağlanır.

 

KANOLADAN BİYODİSEL ÜRETİMİNİN MALİYET ANALİZİ
   1 dekardan üretilen kanola miktarı literatür bilgisine göre ortalama 300 kg. dır. Kanola tohumu satış fiyatı olan 450 000 TL/kg değeri dikkate alındığında, 1 dekardan elde edilen kanola geliri; 135 000 000 TL/da olacaktır. (Burada, 2003 yılı için verilen 90 000 TL/kg tutarındaki destekleme fiyatı dikkate alınmamıştır)
1 kg kanoladan ortalama 450 gram biyodisel üretilebilmektedir. Bunun geri kalan 550 gramı küspe olarak değerlendirilmektedir. Bu değerler dikkate alındığında,1 dekardan 135 kg (153,4 L) biyodisel ve 165 kg küspe elde edilmektedir.
Çiftçi üretmiş olduğu kanola tohumunu doğrudan satma yerine, biyodisele dönüştürmeye karar verirse, yağ fabrikalarına, tohumundan yağ çıkarma masrafı ödeyecektir. Bunun bedeli ortalama ürün fiyatının %10'u kadar tutmaktadır. Bugün için rakamsal değerler olarak, yağın elde edilmesi için kanola tohumunun preslenme ücretinin 45 000 TL/kg ve yağın biyodisele dönüştürme ücretinin de ortalama 115 000 TL/L olduğu söylenebilir. Diesel yakıtının birim fiyatını 1 350 000 TL/L, kanola küspesinin birim fiyatını da 257 000TL/kg alarak, bir dekardan elde edilecek olan biyodisel ücreti 207 090 000 TL/da, Bir dekardan elde edilecek küspe ücreti ise 42 405 000 TL/da olacaktır. Bu gelirlerden bir dekardan elde edilen üründen, yağ fabrikasına yağı çıkarmak için ödenecek olan 13 500 000 TL ve bir dekardan üretilebilecek olan yağın biyodisele dönüşümü için yapılacak olan 15 525 000 TL tutarındaki masraflar çıkarıldığında, kanola üretiminden bu yolla elde edilebilecek toplam net gelir 220 460 000 TL/da olacaktır. Ön maliyet incelemesinden de görüldüğü gibi kanola tohumunun doğrudan satışına göre, kanolanın biyodisel olarak değerlendirilmesi durumunda çiftçi 1 dekardan 85 460 000 TL daha fazla gelir elde edebilecektir.

BİYODİZELİN ÇEVRESEL ÖZELLİKLERİ

Sera gazları içinde büyük bir pay sahibi olan CO2 dünyanın en önemli çevre sorunu olan küresel ısınmaya neden olmaktadır ve yanma sonucu ortaya çıkan bir emisyondur. Yine yanma sonucu açığa çıkan ve sera gazları arasında yer alan CO, SO4, NO2 emisyonları insan sağlığına da zararlıdır.

Biyodizel, tarımsal bitkilerden elde edilmesi nedeniyle, biyolojik karbon döngüsü içinde, fotosentez ile CO2'i dönüştürüp karbon döngüsünü hızlandırdığı için sera etkisini artırıcı yönde etki göstermez. Yani biyodizel CO2 emisyonları için doğal bir yutak olarak düşünülebilir. Ayrıca CO, SO4 emisyonlarının, partikül madde ve yanmamış hidrokarbonların (HC) daha az salındığı kanıtlanmıştır.

Biyodizelin NO2 emisyonları dizel yakıta göre daha fazladır. Emisyon miktarı motorun biyodizel yakıta uygunluğuna bağlı olarak değişir. NO2 emisyonlarının %13 oranına kadar arttığı test edilmiştir. Bununla birlikte biyodizel kükürt içermez. Bu yüzden NO2 kontrol teknolojileri biyodizel yakıtı kullanan sistemlere uygulanabilir. Konvansiyonel dizel yakıtı kükürt içerdiği için NO2 kontrol teknolojilerine uygun değildir.

Ozon tabakasına olan olumsuz etkiler biyodizel kullanımında dizel yakıta nazaran % 50 daha azdır. Asit yağmurlarına neden olan kükürt bileşenleri biyodizel yakıtlarda yok denecek kadar azdır.

Biyodizel yakıtlarının yanması sonucu ortaya çıkan CO (zehirli gaz) oranı dizel yakıtların yanması sonucu oluşan CO oranından %50 daha azdır.

Saf biyodizel (B100) ve %20 oranında (B20) biyodizel kullanılması durumunda ortaya çıkabilecek emisyon değerlerinin dizel yakıtlarla karşılaştırmalı değerleri Tablo 1'de verilmektedir.

 

B100

B20

Yanmamış Hidrokarbonlar

% -93

% -30

Karbon Monoksit

% -50

% -20

Partikül Madde

% -30

% -22

NO2 (Azot Oksitler)

% +13

% +2

 

Sülfatlar

% -100

% -20

Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar – PAH (Kanserojen Maddeler)

% -80

% -13

nPAH (nitratlı PAH'lar)

% -90

% -50

Hidrokarbonların Ozon Tabakasına Etkisi

% -50

% -10

Ayrıca, biyodizelin sudaki canlılara karşı herhangi bir toksin etkisi yoktur. Buna karşılık 1 litre ham petrol 1 milyon litre içme suyunun kirlenmesine neden olabilmektedir.

 

BİYODİZELİN KULLANIM ALANLARI

Biodizel, motorin ile çalışan tüm* motorlarda, herhangi bir tedbire veya teknik değişikliğe gerek duyulmaksızın, kullanılabilir.

 

Biodizel, motorin depolanan her tankta ve akaryakıt istasyonunda depolanabilir.

 

Dizel motorlu araçlar, jeneratörler ve brülörlü kazanlarda yakıt olarak kullanılabilir olması biodizelin kullanım sahasını genişletmektedir.

 

Tüm bu özellikleri ile biodizel en çok şu alanlarda kullanılır:

Ulaştırma

Tarım

Hayvancılık

Seracılık (Kükürt içermez, bu nedenle seralar için kullanımı çok önemlidir.)

Isınma (Konutların ısınmasında fuel oil yerine kullanılır.)

Madencilik

Sanayi

 

 

*Biodizel, doğal kauçuktan yapılan hortum veya contaları tahrip edeceğinden, bu hortum ve contalar ile kullanılması uygun değildir. Bu sorun, B20 ve daha düşük oranlı biodizel/dizel karışımları kullanılarak çözülebilmektedir.

 

NEDEN BİODİSEL

 

Dünyamızın enerji ihtiyacının yaklaşık %70’ini karşılayan fosil kökenli yakıtların (petrol, doğalgaz ve kömür) stoklarının önümüzdeki 40-50 yıl içerisinde tükeneceğinin tahmin edilmesi, fosil kökenli yakıtların çevre üzerinde herkes tarafından bilinen olumsuz etkilerinin bulunması, alternatif enerji kaynaklarının yeni iş imkanlarının doğmasına sebep olmasıdır.

Ülkelerin uyguladığı özel politikalar ve vergi esnekliği nedeniyle satış fiyatı daha avantajlıdır.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltabilir.

Petrol kökenli dizele göre daha yüksek tutuşma derecesine (>100 °C)sahiptir. Bu da taşıma ve depolama sırasında kolaylık sağlar.

Petrol kökenli Motorin ile her oranda tam olarak karışır ve onun kalitesini artırır.

Tarım alanındaki iş imkanlarının korunmasını ve artırılmasını sağlayabilir.

Evsel vb. kullanılmış yağların değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.

 

BİODİSELİN ÖZELLİKLERİ

·         Taşıt motorlarının kullanım ömrünü uzatır. Çünkü yağlanma derecesi yüksektir ve iyot sayısı oldukça düşüktür.

·         Disel yakıta oranla setan sayısı ve performansı daha yüksektir.

·         Kullanıcıya ekonomik yönden %35’ e varan avantaj sağlar.

·         Motorun sessiz çalışmasını sağlar. Motoru temizler. Duman ve kurum oranında kayda değer oranda azalma sağlar.

·         Kanserojen madde ve kükürt içermez.

·         Yüksek alevlenme noktası ile kolay depolanabilir, taşınabilir ve kullanılabilir.

 

Özellikler

Dizel Yakıtı

Biyomotorin

Yoğunluk (kg/l)

0.815

0.890

Alevlenme Noktası °C

58

148

Isı değeri (kJ/kg)

43350

39590

Viskozite (mm2/s)

2.5

5,18

Akma noktası (°C)

-33

-4

Setan Sayısı

55

45-48

 

PERFORMANS BAKIMINDAN BİYODİZELİN, PETROL DİZELİNDEN ÜSTÜN YANLARI NELERDİR

 

Suya bırakıldığında 28 günde Biyodizel 'in % 95'i çözülürken, dizel'de bu oran % 40'a düşmektedir. Biyodizel, dizel yakıtla karıştırılarak kullanıldığında da dizelin çözülmesini hızlandırır. Bu nedenle, özellikle ABD'nde birçok eyalette göller ve nehirler gibi sucul alanlarda saf biyodizel kullanımı zorunlu kılınmıştır.

 

Aracın motor ömrünü uzatır. Zira yağ temelli olduğundan motorun yağlanmasına katkıda bulunur ve aşınmasını azaltır. Normal motorinin içindeki kurum, cüruf ve kükürt enjeksiyonların ve yanma sistemlerinin kirlenmesine ve tıkanmasına yol açar. Biodisel, kükürt ve diğer safsızlıkları içermediğinden bu problemleri ortadan kaldırır.

 

Biyodizelin olumsuz bir toksit etkisi bulunmamaktadır. Egzoz duman gazlarını azaltır. Başta CO2 emisyonu olmak üzere CO ve SO4 gibi diğer zararlı emisyonları daha düşük, NO2 emisyonları ise dizel yakıta göre daha fazladır. Bununla birlikte biyodizel kükürt içermez ve bu yüzden NO2 kontrol teknolojileri biyodizel yakıtı kullanan sistemlere uygulanabilir. Oysa, dizel yakıtı kükürt içerdiği için NO2 kontrol teknolojilerine uygun değildir.

 

Biyodizelin setan sayısı (=56) dizelin setan sayısından (=49) daha yüksektir. Dizel motorun yanma hücresindeki gecikme süresi, dizelin tutuşma kalitesinin bir ölçütüdür. Düşük setan sayılı bir dizel, doğru noktada tutuşmaz. Bunun sonucunda, kontrolsüz biçimde yanan karışım, gürültüye ve motor içinde hasara neden olur. Biyodizel, dizel yakıttan daha yüksek setan sayısına sahip olduğu için, bu tür sorunlar ile karşılaşılmaz.

 

Biyodizelin parlama noktası (min 150 °C), dizel (55-60 °C)'den daha yüksektir. Bu özellik biyodizel için depolama ve taşıma kolaylığını ve güvenliğini de beraber getirir.

 

 

BİYODİZELİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Biyodizelin yaygın kullanıma geçmesinin önünde bazı engeller sıralanıyor.
1) Dağıtım: Benzin istasyonlarına sadece biyodizel pompası eklenmesinin maliyeti dünya çapında milyarlarca dolar yatırım gerektirecek.
2) Donma ısısı: Biyodizelin don şartlarına dayanıksız olması ciddi bir sorun, ama çözümsüz değil. 0 derecenin altında donmasını önlemek için normal dizelle karıştırılması halinde, -26 dereceye kadar dayanabileceği belirtiliyor. Örneğin, kerosen eklenmesi de bir diğer çözüm yolu.
3) Otomobillere uyum: 1990’ların ortasından önce üretilmiş eski tip otomobillerin yeni yakıta göre modifiye edilmesi gerekiyor. Bu harcamalar da kullanıcıya yüklenecek. Biyodizel özellikle plastik aksama zarar veriyor. Yeni motorlarda ise böyle bir sorun yok.
4) NO2 emisyonu: Biyodizel bir takım gazların emisyonunu azaltırken, yine sera etkisi yaratan bir diğer gaz olan (NO2 azot oksit açığa çıkarıyor. Uzmanlar bu salınımın diğer gazların azalmasıyla kıyaslanamayacak cüzi bir artış olduğunu vurguluyor.

 

TÜRKİYE AÇISINDAN SONUÇLAR

Ülkemizde petrol kaynaklarının yetersiz olması diğer yandan yaşanılan enerji krizleri, alternatif enerji kaynaklarını gündeme getirmektedir. GAP projesi ile her yıl 150.000 hektar alanın sulu tarıma açılarak, toplam 1.7 milyon hektar alanın sulanması planlanmaktadır. Bu büyük projenin sadece yağlı tohum üretiminde % 73 gibi oldukça büyük bir artışa neden olacağı tahmin edilmektedir.

Özellikle kolza, soya yağı ve pamuk yağının maliyetinin diğer yağlara göre düşük olması nedeniyle bu bitkiler ülkemizde yeniden yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu bitkilerden elde edilen yağların henüz yeterince kullanılmaması çiftçimizi zor durumda bırakmakta ve bu bitkilerin üretiminde azalmaya gidilmektedir. Bu konuda üretilecek politikalar çerçevesinde Avrupa Birliğinde uygulanmakta olan sübvanse mekanizması işletilirse, çiftçilerin yağ bitkileri üretimine teşviki sağlanacaktır. Biodisel kullanımı Türkiye açısından değerlendirilirse şu sonuçlar ön plana çıkmaktadır.

Temiz enerji temiz çevre

-         Türkiye’de diesel yakıtına alternatif bir yakıt üretilecektir.

-         Üretilen yakıt çevre dostu olarak, Türkiye’nin kanayan yarası olan çevre kirliliğine çözüm olacaktır.

-         Türkiye’nin petrole olan ihtiyacı bakımından dışa bağımlılıktan kurtulmasına yardımcı ve enerji açığına çözüm olacaktır.

-         Türkiye tarımsal potansiyelini daha doğru ve faal olarak kullanabilecek ve yeni iş olanakları sağlayacaktır.

-         Türkiye’yi ekonomik açıdan rahatlatacaktır.

Biyomotorinin ülkemizde kullanılır hale getirilmesinin gerek tarım gerekse otomotiv sektörünün ekonomik olarak güçlenmesi sonucunu doğuracağı göz önüne alınarak, bu konuda bilinçli politikalar oluşturulması ve uygulamaya sokulması gereklidir.

 

DÜNYADA BİYOMOTORİN ÜRETİMİ  VE TÜKETİMİ


1980‘ li yıllar ile birlikte özellikle Avrupa‘ nın  çeşitli ülkelerinde küçük çapta da olsa Biyomotorin üretimine başlanmıştır.  Başlangıçta  Biyomotorin için belli bir norm  olmaması ve üretimin şimdiki  tekniklere göre  ilkel sayılabilecek şekilde yapılması sonucunda  pek o kadar da kaliteli  olmayan  Biyomotorin üretilmiştir.  Bu nedenden ötürü bu Biyomotorin kullanan  bazı kamyon v.b  trafik araçları bozulmuş ve yolda  kalmıştır.  Bu da Biyomotorinin o yıllarda kötü isim yapmasına neden olmuştur.

Günümüzde yapılan araştırmalar, incelemeler ve deneyler sonucunda Biodisel için Almanya da  DIN 51606  ve   A.B.D de  soya bitkisinden  elde  edilen Biodisel için  ASTM‘ nin  normları mevcuttur. Bu  normlara uygun üretilmiş Biyomotorin güvenli bir şekilde  kullanılmaktadır.

Şu an itibariyle dünyamızda Biyomotorin 21‘ i aşkın ülkede üretimi söz konusudur.  Bunlara önümüzdeki  günlerde  Japonya ve Çin  gibi  ülkelerde  katılacaktır.

Almanya‘ da yıllık  Biyomotorin üretimi 450.000 ton civarındadır  ve hali hazırda %100 Biyomotorin içeren araç yakıtı 900‘ü aşkın benzin istasyonunda  kullanıcıların hizmetine sunulmuştur. Yapılan planlara göre 2005 yılında  diesel ihtiyacının    %2,2  2020 yılında ise %4‘ ü Biyomotorin ile karşılanacaktır.  Biyomotorin normlara     uygun  olmalıdır.  Almanya için geçerli norm   DIN 51606  sayılı normudur.

1996 yılından itibaren piyasaya sürülen VW ve AUDI  motorlu araçların     hepsinde ve Mercedes kamyonlarında Biyomotorin kullanımı tamamıyla serbest bırakılmıştır. Taksi amaçlı kullanılan Mercedes otomobillerde kullanımda serbesttir. Diğer Mercedes ve BMW 5  serisi için ek 300 DM‘ lık bir dönüşüme ihtiyaç vardır.

Avusturya‘ da yıllık Biyomotorin üretimi 30.000 ton civarındadır. Bir tane     40.000 ton/yıl  kapasiteli yeni işletme (ENERGEA teknolojisi 2001 yılı içerisinde Biodisel üretimine geçecektir. Avusturya‘ da devlet tarafından Biyomotorinin petrol kaynaklı diesel ile %2 oranında karıştırılması tavsiye   edilmektedir. Ayrıca Avusturya‘ da  ve Almanya‘ da Biyomotorin için   fosil yakıt vergisi alınmıyor.

Çek Cumhuriyeti’nde yıllık olarak Biyomotorin üç tane orta boy ve on üç   tane  küçük işletmelerde   toplam  70.000 ton  civarında  üretim    söz konusudur.  Benzin istasyonlarında %30 Biyomotorin +%70 Motorin karışımı Bionafta adı  ile  daha  ucuza  satışa  sunulmaktadır.

Fransa’da ise Biyomotorin üretimi 300.000 ton/yıl üzerindedir.  Benzin istasyonlarında  %5 Biyomotorin +%95 Motorin  karışımı kullanıcıların  hizmetine sunulmuştur. Bu  %5‘ lik kısım  fosil  yakıt vergisinden muaftır.

İtalya’da 1999 yılına kadar 125.000 ton/yıl vergiden muaf bir kota bulunmaktaydı.  Şu anda Biyomotorin üretim kapasitesinin ancak %15‘i  değerlendiriliyor.  Bu kotanın kalkmasıyla  birlikte  Biyomotorin üretiminin artacağı kesindir. Ayrıca İtalyan hükümetinin 100.000‘den fazla nüfuslu belediyelerin kullandığı araçlarda  alternatif enerji  kaynaklı  yakıtların  kullanımı  tavsiyesi  bulunmaktadır.

A.B.D’de özellikle Soya bitkisinin yağından  Biyomotorin üretimi söz konusudur. ASTM kuruluşunun Normlarına uygun Biyomotorin araçlarda yakıt olarak  kullanılabiliyor. Yapılan planlara göre 2010 yılında  enerji ihtiyacının %30‘u alternatif enerji kaynaklarından  karşılanacaktır.

Belçika’da ise yıllık olarak Biyomotorin üretimi 240.000 ton civarındadır.

Danimarka’da  30.000ton/yıl  kapasiteli  bir işletme ve İspanya’da ise 50.000 ton/yıl   kapasiteli  bir  işletme  plan  halindedir.

 

 


Yorumlar (1)

Bu yorumun beslemesine abone olun
biodizel
0
bence çok güzel yazılmış harika smilies/smiley.gifben çok beğendimsmilies/smiley.gifsmilies/grin.gifsmilies/grin.gifsmilies/grin.gif ödevimiyapmamı sağladısmilies/smiley.gifsmilies/smiley.gifsmilies/smiley.gif
merve , Ekim 30, 2008

Yorum yaz

daha kucuk | daha buyuk
security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz

busy

Sözün özü

"Erdemi öğretmemek, öğrenmemek, adaletle karşılaştığında onu benimsememek ve iyi olmayanı değiştirememek; işte benim kaygılarım. "
Konfüçyüs

“İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.”Napolyon.

Üye formu

Etiketler

Google, 2008’in en çok arananl

News image

Google, 2008 yılında her gün arama motoruna girilen milyonlarca sorguya dayanarak derlenen İnternet Zeitgeist’ini (Almanca’da zamanın ruhu anlamına gelen kelime) açıkladı....

Devamı ...

MySpace videoları cebe girecek

News image

MySpace, kullanıcılar tarafından yüklenen videoların mobil platformlarda görüntülenmesine olanak tanıyacağını açıkladı....

Devamı ...

Wikipedia editör dostu olmak i

News image

Wikipedia vakfı, sıradan kullanıcıların da İnternet ansiklopedisine katkıda bulunmasını sağlamayı amaçlıyor....

Devamı ...

e-Devlet Kapısı “Bismillah”la

News image

www.türkiye.gov.tr açıldı. Siteye erişimde Türkçe karakter sorunu yok, ancak birçok işlem için şifre gerekiyor. Şifre PTT’lerden bir günde, oturduğunuz yerden ise bir haftada ...

Devamı ...

e-devlet kapı duvar!

News image

2003 yılından beri yürütülen e-Devlet Projesi kapsamında bugün yayına girecek olan e-Devlet Kapısı, açılmasına saatler kala hâlâ kilitli görünüyor. Adreste ne bir test yayını, ne de “yakında hizmetteyiz” notu vardı, site resmi tören sonrasında açıldı....

Devamı ...

Mahkeme kararı Facebook’tan te

News image

Avustralya’da bir avukat, borcunu ödemeyen bir çifte, ipotek ettirdikleri evlerinin haczedildiğine dair mahkeme kararını sosyal iletişim ağı Facebook ile tebliğ ...

Devamı ...

Ayakkabı eylemi bilgisayar oyu

News image

ABD Başkanı George W. Bush’a hafta sonu Bağdat’ta yaptığı ziyaret sırasında ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazır El Zeydi’nin eyleminin yankıları İnternet’te de devam ...

Devamı ...

1,3 dolara satılık çalıntı Fac

News image

Bilgisayar korsanları, çaldıkları Facebook hesaplarının tanesini 1,3 dolardan çevrimiçi sahtekarlık çetelerine ...

Devamı ...

Google araması çeviri seçeneği

News image

Google, şirketlere özel ürettiği arama sunucularında diller arasında arama yapabilen bir düzeneğin testlerine başladı....

Devamı ...

Avrupa ile Asya iletişim kuram

Akdeniz’de denizaltından geçen 3 kabloda meydana gelen arıza nedeniyle Avrupa, Ortadoğu ve Asya arasındaki internet ve telefon hizmetlerinde sorun yaşanıyor....

Devamı ...

Warner Music - YouTube ortaklı

News image

Warner Music, gelir paylaşımı modeline dayalı içerik ortaklığını sona ...

Devamı ...

Bu sitede erotizm içeren unsur

News image

İngiltere, web sitelerine filmlerde olduğu gibi bir derecelendirme sistemi getirmeyi ...

Devamı ...

Internet Explorer kan kaybediy

News image

Microsoft’un pazar lideri internet tarayıcısı Internet Explorer, tarihinin en düşük kullanım oranına ulaştı....

Devamı ...

Facebook paralı olmayacak

News image

Ünlü teknoloji blogu Techcrunch’ın yazarlarından Michael Arrington’un yaptığı “Facebook zor durumda” yorumları kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine yol açıyor....

Devamı ...

Wikipedia 6 milyon dolar hedef

News image

Geçtiğimiz Temmuz ayında Wikipedia’nın kurucusu ve kâr amacı gütmeyen Wikimedia Vakfı’nın yöneticisi Jimmy Wales tarafından başlatılan bağış kampanyası 6 milyon dolarlık hedefine ulaştı....

Devamı ...

More in: MATEMATİK, Genel, Health, Sağlık, teknoloji, Dünya, UZAY, Education, Kimya, Fizik, İcatlar, Mucidler , oyun, Rüzgar Enerjisi, Biyoloji

Metal/p-tipi Yarıiletken Arası

News image

Bu kontak tipinde; fm <fs ise kontak doğrultucu, fm > fs ise kontak omik kontaktır. Kontak yapılmadan önceki durum Sekil 1 'de gösterilmektedir. Yarıiletken Fermi seviyesi fm - fs miktarı kadar metal Fermi seviyesinin üzerin-dedir. Kontak yapıldıktan sonra yük alış-verişi meydana gelir. Yarıiletken tarafında geride pozitif bir uzay yükü (deşikten dolayı) ve metal tarafında negatif bir uzay yükü bırakarak, elektronlar yarıiletkenden uzaklaşır. Dolayısıyla, yarıiletken Fermi seviyesi fm - fs kadar alçalır. Yarıiletken deşikleri metale doğru hızlıca hareket ...

Devamı ...

KARBONHİDRATLAR

News image

Karbonhidratlar, polihidrik alkollerin aldehid ve keton türevleridir. Karbonhidrat yapısındaki en küçük birimler monosakkaritlerdir. Monosakkaritler kristalleşmiş renksiz bileşikler olup çoğu tatlıdır. Bu nedenle basit şekerler olarak da bilinirler. Genel olarak aldehid türevi içeren monosakkaritler aldoz, keton türevi olan monosakkaritler ise ketoz olarak adlandırılır. Monosakkaritler adlandırılırken C sayısı esas alınır ve aldoz şekerin isminin sonuna –oz eki getirilirken ketoz şekerin isminin sonuna –uloz eki ...

Devamı ...

ALKOLLER

News image

Su molekülündeki bir hidrojenin alkil grubu ile değişmesinden meydana gelmiş bileşiklere alkol adı verilir. Alkollerin adlandırılması: Klasik sistemde alkil grubunun adından sonra alkol sözcüğü getirilir; metil alkol, etil alkol, propil alkol, butil alkol gibi. IUPAC sistemine göre alkolün türemiş olduğu alkanın adına –ol son takısını getirmek suretiyle yapar: metanol, etanol, propanol, butanol gibi. Alkollerin Özellikleri a) Fiziksel Özellikler: Küçük moleküllü alkoller, özel kokulu ...

Devamı ...

organik bileşikler

News image

Kimyasal maddelerin sınıflandırılmasında benimsenen sistem, bitki ve hayvan organizmalarından elde edilen bileşiklere organik bileşikler, canlı organizmadan kazanılamayanlara da anorganik bileşikler adını vermiştir. 1784 de Lavoisier, yaşayan organizmalardan elde edilen organik maddelerin mutlaka karbon ve hidrojen içerdiğini ve ayrıca azot ve fosfor da içerebildiğini saptamıştır. Bu şekilde kimyanın ikiye ayrılması, organik ve anorganik maddeler arasında kesin bir farklılık olduğu görüşünü de beraberinde ...

Devamı ...

Dalton’un kısmi basınçlar yasa

Bir gaz karışımında gazlardan her birinin kendi yaptığı basınca kısmi basınç ismi verilir. Dalton’un kısmi basınçlar yasasına göre bir gaz karışımının toplam basıncı karışımın bileşenlerinin kısmi basınçlarının toplamına eşittir. PT =  PA + PB +…...

Devamı ...

Gazlar

News image

Gazlar moleküller arası çekim kuvvetleri en az olan maddelerdir. Gaz molekülleri birbirinden bağımsız hareket ederler. Aralarındaki çekim kuvveti sadece London çekim kuvvetidir. Büyük basınç ve düşük sıcaklıklarda sıvılaştırılabilirler. Gaz molekülleri bulundukları yeri her tarafına eşit oranda yayılarak doldururlar. Basınç altında yüksek oranda sıkıştırılabilirler. Sıcaklık ile basınç doğru orantılıdır. Düşük yoğunlukları vardır. Basınç (P), sıcaklık (T) ve hacim (V) gazların durumunu değiştirebilen e...

Devamı ...

Çözeltiler

Çözücünün Durumuna Göre : Çözücünün Fizik Hali Çözünen Maddenin Fizik Hali Örnek Katı Alaşımlar Katı Sıvı Gümüş içinde civa Gaz Palladium içinde hidrojen Katı Su içinde şeker Sıvı Sıvı Su içinde alkol Gaz Su içinde oksijen Katı Azot içinde iyot Gaz Sıvı Azot içinde su Gaz Azot içinde oksijen Elektrik Akımı İletmelerine Göre:. ...

Devamı ...

Tanecikler Arasındaki Çekimle

Erime ve kaynama noktaları moleküller arası etkileşim kuvvetlerine bağlıdır. Moleküller arasındaki etkileşim ne kadar büyükse maddenin erime ve  kaynama noktası o kadar yüksek olur. Polar moleküllü bileşiklerin kaynama noktaları apolar moleküllü bileşiklerin kaynama noktalarında büyüktür. Çünkü dipol-dipol etkileşmesi sıvı moleküllerinin birbirinden ayrılarak bağımsız gaz molekülleri haline gelmesini zorlaştırır. Ayrıca apolar bir moleküldeki çekim kuvveti kalıcı değil anlıktır....

Devamı ...

Moleküller Arası Çekim Kuvvetl

1. van der Waals (London) kuvvetleri Elektrik yüklü bir cisim çevresinde bir elektrik alanı oluşturur. Yüksüz cisimlerde bu alandan etkilenirler.Buna indüklenme ile elektriklenme denir. Öncelikle yüksüz bir cismin, atom çekirdeklerinden ve elektronlarından oluştuğunu hatırlayalım. Ortamda (+) yüklü bir cisim var ise yüksüz cisimdeki elektronlar bu (+) kutup tarafından çekilir. Diğer bölgede ise elektron noksanlığı veya (+) yük oluşur. İşte bu sayede polar olmayan (apolar) ...

Devamı ...

Moleküllerin Polaritesi

Bir molekülün yük dağılımı ve  şekli molekülün polaritesini belirler. İki atom arasında oluşabilecek bağlardan birisi de kovalent bağdır. Bu kovalent bağ iki atomun ortaklaşa kullandığı bir çift elektron sayesinde oluşur.  Bu bağ elektronları elektronegativiteleri birbirinden farklı olan atomlar tarafından farklı kuvvetlerde çekilir. Örneğin HF bileşiğini inceleyecek olursak florun elektronegativitesi hidrojen atomundan daha büyük olduğu için bağ elektronları flor atomu tarafından daha fazla ...

Devamı ...

İskelet Ve Kas Sistemi

Canlılarda, vücuda desteklik sağlayan ve hareketi kolaylaştıran sistemdir. Tek hücrelilerde bu görevi hücre zarı ve hücre çeperi yapar. ...

Devamı ...

Bir Rekabet Silahı Olarak Ürün

News image

Ürün tasarımı başarı için önemli bir anahtardır, çünkü ürün maliyetinin, kalitesinin ve tüketici hizmetlerinin belirlenmesinde önemli bir paya sahiptir.  Bu üç faktör şirketin rekabet durumunun belirlenmesinde çok önemli bir pozisyona ...

Devamı ...

Hizmet Ürünlerinin Tasarımı Ve

News image

Hizmet, karşılanmamış ihtiyaçların tatmin edilmesi düşüncesi ile başlar.  İlk değerlendirme, piyasa potansiyelinin ve fizibilitesinin belirlenmesi ile yapılır, daha sonra da prototip tasarımı, analizi ve testi yapılır, bunların sonunda da sonuç tasarıma ulaşılır.  İmalat ve hizmet sistem tasarımları arasındaki farklar, müşteri odağının ve insan etkileşimi derecesinin farklı olmasıdır.  Hizmet sektöründe bunlar daha yoğun olduğu için taleplere daha hızlı cevap verilebilmesi için daha esnek olunması gerekir. ...

Devamı ...

Kalite Ve Güvenilirlik

News image

Bir ürün tasarımı tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek teknik özelliklere sahip olmalıdır. Bu niteliklere uygunluk satın alma ve üretim departmanlarının sorumluluğu altındadır. Satın alınan ve kullanılan malzemelerin bu özelliklere uygunluğu kontrol edilmelidir. Ayrıca yetersiz üretim yöntemleri de kalitenin düşmesine yol açar.  Ambalajlama ve dağıtım da ürünlerin tüketicinin eline sağlam geçmesini sağlamada son derece önemlidir.  Son olarak kullanma kılavuzlarının kalitesi ve satış sonrası hizmetleri de ürünün başarıya ulaşmasında rol sahibidir. Piyasaya sürülen pek çok bilgisayar teknik bilgisi kuvvetli olmayanlar ...

Devamı ...

ÜRÜN GELİŞTİRME SÜRECİ

News image

  Ürün geliştirme çalışmaları, pazar araştırması ile başlayıp,ürünün tasarımı ile devam eden,üretim süreçlerinin tasarımı ile sürdürülüp,ürünün fiziksel olarak yapımı ile sonuçlanmayan ; ancak pazara sunulup geri bildirim ile çevrimi tamamlanan bir süreçtir. Bu süreç aslında ürünün yaşamı boyunca devam eder....

Devamı ...

More in: Oss biyolji, Oss coğrafya, Öss fizik, Oss geometri, Kimya, öss matematik, Öss türkce, İktisat

Video

Restore Default Settings
Şu anda 33 konuk çevrimiçi