Çarşamba, Eylül 08, 2010
   
Text Size

Asit Yağmurları

AddThis Social Bookmark Button

Asit Yağmurları

Kükürt ve azot dioksitlerin atmosferdeki nemle birleşerek sülfirik ve nitrik asitli yağmur, kar ya da dolu oluşturması biçiminde kirliliğe verilen genel ad. Bu tür yağmurda tanecikler siste asılı olarak süspansiyon oluşturabilir ya da en kuru halde birikebilirler.

 

 Süspansiyon : Bir katının bir sıvı içerisinde ya da havada (sis içinde) çözünmeden dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlardır. Ayran,kahve,tebeşir tozu+su.... 

 Asit yağmurlarının verdiği ileri sürülen zararın bir bölümünün aslında bazı doğal nedenlerden kaynaklandığı yapılan araştırmalar sonucunda anlaşılmışsa da,petrol ve kömür yanmasından oluşan kükürt dioksit ile otomobil motorlarından çıkan azot oksitin, asit yağmuru sorununu büyük ölçüde şiddetlendirdiği kesindir.

 Kirliliğe yol açan tanecikler,kaynaklarından binlece kilometre uzağa rüzgarla taşınabilir.Sözgelimi A.B.D'nin kuzey doğusundaki asit yağmurlarına,Kanada'dan yayılanlar da katılmış,Kanada'nın doğusundaki kükürt içeren yağış,A.BD'den kaynaklanmıştır.

 Bilim adamlarının tümü asit yağmurlarının  denetlenmesi için biran önce yasalar çıkarılmasını istemektedirler.Ne var,ki söz konusu yasaların yol açacağı harcamalarçok yüksektir,bu yüzden  de sorunun çözülmesi sürekli ertelenmektedir

Hava Kirliliği ve Asit Yağmurlarının İnsan ve Toprak Üzerine Etkileri

Yıllardır ayrıntılı araştırma konusu olmamış konulardan birisi olan asit yağmurları, son yıllarda yurdumuzda da etkisini hissettirmeye başlayan, meteorolojik hadiselerle atmosferden yeryüzüne inen ve insanlar üzerinde olumsuz etki bırakan kirletici elementler içeren yağmurlar olarak bilinir.

Asit Yağmurları

Endüstriyel faaliyetler, konutlarda ısınma amaçlı olarak kullanılan fosil yakıtlar, motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazları ve fosil yakıtlara dayalı olarak enerji üreten termik santraller, bu faaliyetleri sonucu havayı kirletmekte ve kükürt di oksit, azot oksit, partikül madde ve hidrokarbon yaymaktadır. 2 ile 7 gün arasında havada asili kalabilen bu kirleticiler, atmosferde çeşitli kimyasal ve fiziksel reaksiyonlara uğrayarak, zaman zaman çok uzaklara taşınabilmekte, atmosferdeki su partikülleri ve diğer bileşenlerle tepkimeye girerek sülfürüz asit (HSO), sülfürik asit (H2SO4) ve nitrik asit (HNO3) gibi kirletici maddelerin oluşumuna sebebiyet verirler. Çeşitli yanma olayları sonucu havaya karışan SO2, SO3, NOx gibi gazlar yağışla birleşip asit meydana getirebilmekte ve bunların yeryüzüne yağması ile asit yağmurları oluşmaktadır. Bunların yeryüzüne geri dönüşleri kuru ve yas asit depolanması sonucu olur. Yas depolamada atmosferde oluşan bütün ürünler, yağmur ve kar içinde çözünmüş halde yeryüzüne taşınırlar. Kuru depolamada ise atmosferdeki partiküllerin ve gazların yeryüzüne taşınması esnasında yağmur veya kar bulunmaz, sis içinde aerosol seklinde bulunurlar. Bu çerçevede belirtildiği gibi, yalnız  yağmur değil, diğer bütün yağış biçimleri de asidik olabilmektedir Asit yağmuru toprağın kimyasal yapısını ve biyolojik koşullarını etkilemektedir. Toprağın yapısında bulunan kalsiyum, magnezyum gibi elementleri yıkayarak taban suyuna taşımakta, toprağın zayıflamasına ve zirai verimin düşmesine neden olmaktadır. Toprağın asitleşmesine en çok katkıda bulunan maddeler, atmosferde birikme sonucu toprağa geçen kükürt bileşikleridir. Azot bileşikleri ise bitkilerin özümseyeceği miktardan fazla olduğu zaman toprağın asitleşmesinde rol oynamaktadır.

Asitleşmenin çevre üzerinde dolaylı olmakla birlikte yine çok önemli etkilerinden biri de, endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan asit nemidir. Toprağa ya da göl yataklarına inmiş cıva, kadmiyum ya da alüminyum gibi zehirli maddelerle tepkimeye girebilmekte ve normal koşullar altında çözünmez sayılan bu maddeler, asidik nemle tepkimenin sonucunda, besin zinciri ya da içme suyu yoluyla bitki, hayvan ve insana ulaşıp toksik etkiler yaratmaktadır. Ağaç köklerinin besin toplama yeteneğinin bozulmasının sorumlusu da gene asitleşme sonucunda toprakta harekete geçen alüminyumdur.

Asidik zerrecikler genellikle sülfür dioksit ve nitrik oksitlerin atmosferdeki yayılması ile oluşur. Sonuçta oluşan nitrik ve sülfürik asit diğer partiküller (toz, is, kurum, duman vs) üzerine yapışır. Bu partiküllerin direkt olarak solunması bu asidik yapıların doğrudan akciğerlere kadar gitmesine neden olmaktadır. Bu asidik yapıdaki tozlar ve gazlar nemli ve sıcak akciğer alueollerinde kimyasal olarak kana geçebilirler.

Asit yağmurlarının insanlar üzerindeki dolaylı etkileri yüzey ve içme suları, yer altı suları, toprak, ağır metaller, bitkiler ve balıklar üzerindeki etkilerine bağlı olarak bu unsurların kullanılması sonucunda uzun vadede insan bünyesinde asidik depolanmaya neden olur.

Asit yağmurlarının insan sağlığı üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri düşünüldüğünde ayrıntılı araştırmalara ihtiyaç olduğu açıktır. Bu doğrultuda Devlet Meteoroloji İsleri Genel Müdürlüğü olarak asit yağmurları olarak bilinen kirletici içeren yağışlar konusunda başlatılan araştırma çerçevesinde Aralık 1998 tarihinde Ankara Bölge Meteoroloji İstasyonundan toplanan yağmur numunelerinde yapılan analiz sonuçları

Ekonomik faaliyet, kıtlığa karşı yapılan bir savaştır. İnsan bu savaşta bir takım değerleri
üretip- tüketirken başka bir değer olan kaliteyi ÇEVRE’Yİ de tüketmektedir: Hava, su,
yeşil ve toprak gibi ...... Biri kirlendiği zaman beraberinde, zincirleme olarak, diğerleri ve bunlardan yararlanan insanlar da kirlenmekte ve yok olmaktadır.

Asit Yağmurları

Görüldüğü gibi hava doğal ve yapay etmenlerce kirletilmektedir. Yapay etmenlerin
t

emelinde insan bulunmakt

adır.Fabrikadan, evlerden ve araçlardan çıkan dumanlar
tarafından atmosfer durmadan kirlenmektedir
Bu kirlilik doğrudan olduğu gibi asit yağmurları yoluyla da bitkiye, insana, suya, toprağa
ve tasa etki etmektedir.
Termik santrallerde, ısıtmada ve endüstri kurumlarında kullanılan kömür atmosfere kül
(kadmiyum, çelik, kursun) CO2 ve SO2 yaymaktadır Dünyada olduğu
gibi Türkiye’de kömür ve petrol tüketimi giderek artmaktadır.
Artan taşıt sayısı da petrol tüketimini dolayısıyla atmosferdeki karbon monoksit gazini
yükseltmektedir.
Yanardağlar da havadaki SO2 ve CO2 gibi gazların miktarını arttırmaktadır.
Bu gazlar havadaki su buhari ile birl

eşirler;

H2O  +  SO2   -->   H2SO4 (sülfirik asit) ve

H2O  +   NO2   -->   HNO3 (nitrik asit)

olarak yere düşerler.

Hava kirliliği, ışınların yere ulaşmasını ve atmosfere yayılmasına da engelleyerek iklim
üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.Asit yağışları yapraklardaki klorofilin bozulmasına
ve bitkinin sararıp kurumasına neden olmaktadır.

Bilindiği gibi bitkiler, fotosentez sırasında CO2 tüketir. Asit yağmurları, bitkileri kurutarak, diğer yandan atmosferdeki CO2 (karbondioksit) tutarının artması için ortam hazırlamaktadır. Başka bir anlatımla, bir olumsuzluk bir başka olumsuzluğu üretmektedir.

Biz bu asit yağışlarının etkilerini görebilmek için iki asamadan oluşan deneylere giriştik:

Birinci aşamada 16 saksıya kızıl çam, 20 saksıya fasulye ve nohut ekildi.

Kızıl çam ve fasulyeler 4’er saksıdan oluşmak üzere 5’er gruba ayrıldı. Her grup pH3, pH4,5, pH6, yağmur suyu ve çeşme suyu gibi asidik değeri farklı sularla sulandı. Çalışma 2 ay sürdü. Çalışmalara çeşitli sınıflardan 15 öğrenci katildi.

Çalışmalarımızda kullanılmak üzere, topladığımız yağmur suyunun asidik değeri ölçüldü: İlk yağış  pH5,5, ikinci ve daha sonraki yağışlar pH6 olarak saptandı. Bu da bize hava kirliliği ve onun oluşturduğu asit yağmurlarının çevremizde bir realite olduğunu kanıtlamaktadır.

Ülkemizde son yıllarda, olumsuz gelişmelere asit yağmurları da eklenmiştir. Asit yağmurları yüzünden asidik hale gelen topraktan besin kaybı kolaylaşırken aluminyum gibi ağaç köklerine zararlı maddelerin biriktiği görülmüş bulunuyor. Amerika’da bazı yıllarda görülen ağaç kayıpları üzerine çalışmalar yapılarak bu olayın temel mekanizmaları aydınlatılmaya çalışılıyor. Hatta bu konuda araştırma yapmak üzere Kanada ile ortak bir çalışma başlatılmış durumda.

Asit yağmurları sanayi şehirlerimizde yani karbondioksit in fazla olduğu yerlerde,hava akımının olmadığı yerlerdedir.Ülkemizde buna en iyi örnek Manisa'dır.

Birleşmiş Milletler'in yayınladığı bir rapor, İngiltere'deki ağaçların %25'inin asit yağmurlarından etkilendiğini ve bu oranın gittikçe artığını yazmaktadır. Başka bir raporda da; yeryüzündeki 800 milyon hektar yağmur ormandan 330 milyonunun Brezilya'da bulunduğu, ekonomik meselelerinden dolayı insanlar tarafından son bir yılda 17 milyon hektarının yok edildiği, bu duruma bir çözüm bulunmazsa ve kesim bu hızla devam ederse, 2020 yılında, dünyanın oksijen deposu olan bu yağmur ormanların yok olacağı yazmaktadır.


Yorumlar (6)

Bu yorumun beslemesine abone olun
güzel
0
bence çok güzel olmuş işe yaramayan sitelerdeki yazılar gibi değilsmilies/cheesy.gif
zuhal , Şubat 09, 2009
SALİH AKSOY
0
ÇOK işme yaradı.tşk.şanlıurfa-bozova-atatürk barajından ATATÜRK BARAJINDAN

D.S.İ
SALİH AKSOY , Şubat 20, 2009
super
0
çok super olmus çok çok tesekkurler çok isime yarıcak tesekkurler tesekkurlersmilies/grin.gifsmilies/cheesy.gifsmilies/smiley.gifsmilies/wink.gif
busra , Şubat 21, 2009
suppppeerrr
0
bnce qüsell olmuşş ama bununla ilqili deneylerde yazılablrdii....smilies/sad.gif
eliphh , Mart 03, 2009
süperrrrr
0
bu siteyi hazırlayanlara tşk ederim...çoook ama çoook işime yaradıü

CeReN , Mart 25, 2009
suprrr (A)
0
her km hazırladıysa tşkkrler ama filmli anlatm falan olrsa ck gzl olrdu :S
kutay , Nisan 29, 2009

Yorum yaz

daha kucuk | daha buyuk
security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz

busy

Sözün özü

"Erdemi öğretmemek, öğrenmemek, adaletle karşılaştığında onu benimsememek ve iyi olmayanı değiştirememek; işte benim kaygılarım. "
Konfüçyüs

“İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.”Napolyon.

Yeni

Darülfünûn, Osmanlı eğitim tarihinde, yapısı ve eğitim programları bakımından klasik Osmanlı eğitim sistemindeki medreseden farklı bir sivil yüksek öğrenim müessesesi olarak kendini gösterir. Darülfünûn kurulması fikri, Tanzimat döneminde sivil talebe miktarının arttırılması için bir çözüm olarak ortaya atılmış ve ondokuzuncu asrın ortalarında bu konuda teşebbüsler başlamıştır.

Meclis-i Maarif-i Umumiye, Darülfünûn'un hedeflerini devlet hizmetini iyi bir şekilde yürütecek bilgili sivil memurlar (münevver bendegân) yetiştirmek olarak açıklamıştır. Bu eğitim modern bilimlerle yapılacaktır. Kasım 1846'da İtalyan asıllı İsviçreli mimar G. Fossati ile İstanbul'da Ayasofya civarında üç katlı bir darülfünûn binası inşası için anlaşma yapılmıştır. Bina 125 odalı ve Avrupa üniversitelerine benzer bir yapıda olacaktır. Ne yazık ki inşaat uzun yıllar tamamlanamamıştır. 1863 yılında dönemin sadrazamı Keçecizade Fuad Paşa'nın emriyle inşaatın tamamlanması beklenmeden, bitmiş olan bazı odalarda halka açık konferanslar şeklinde derslere başlanmıştır. İnşaat nihayet 1865 yılında tamamlandığında, darülfünûn için fazla büyük olduğu mülahazası ile bina, Maliye Nezareti'ne tahsis edilmiş ve darülfünûn için daha küçük bir bina inşası tasavvur edilmiştir. Darulfünun dersleri geçici olarak Çemberlitaş'ta kiralanan Nuri Paşa Konağı'nda konferans şeklinde devam etmiştir. Bu bina da Çemberlitaş bölgesinde çıkan büyük Hoca Paşa yangınında tamamen yanmıştır. 1869 yılında ikinci darulfünûn binasının inşaatı tamamlanmış ve burada derslere başlanmıştır. Aynı yıl (1869) eğitim sistemini bir bütün olarak yeniden düzenleyen Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yayınlanmıştır. Bu nizamname ile yeni bir darülfünûn kurulmuştur.

Darülfünûn-ı Osmanî adı verilen bu "üniversite"nin nizamnamesinin hazırlanmasında büyük ölçüde Fransız modelinin etkisi bulunmaktaydı. Nizamnameye göre Darülfünûn-ı Osmanî Felsefe-Edebiyat, Ulûm-ı Tabiiye-Riyaziye ve Hukuk olarak üç ayrı şubeye ayrılmıştı. Üç yıl öğretim, bir yıl bitirme tezi olarak toplam dört yıllık eğitim veren Darülfünûn-ı Osmanî'ye on altı yaşını doldurmuş, idadî mezunu veya o derecede bilgisi olan talebelerin alınması öngörülmüştür. Her bölümün detaylı olarak ders programları hazırlanmış, mezuniyet tezi, müderrislik tezi gibi araştırmaya dayalı çalışmalara da yer verilmiştir. Müze, kütüphane ve laboratuar gibi kısımların da açılmasına karar verilmiş; dersler Fransız modeli üzerine kurulmuştur. Felsefe-Edebiyat Şubesi'nin programında Şark dillerinden Arapça ve Farsça ile Batı dillerinden Fransızca, Latince ve Yunanca dilleri de bulunmaktadır. Ayrıca Hukuk Şubesi'nde İslâm ve Roma hukukunun bir arada okutulması öngörülmüştür. Bu iki şubede İslam ve Batı kültürü ile ilgili disiplinlerin bir arada öğretilmesi Tanzimat aydınının yaratmaya teşebbüs ettiği yeni Osmanlı kültür sentezinin ilk işaretleridir.

1869'da öğretime başlayan Darülfünûn'a kayıt için müracaat eden bin kadar talebeden imtihanla sadece 450 tanesi kabul edilmiştir. Darülfünûn aynı yıl Sadrazam Ali Paşa, Maarif Nazırı Safvet Paşa ve diğer devlet ileri gelenlerinin hazır bulunduğu büyük bir merasimle açılmıştır. Başına Hoca Tahsin Efendi getirilmiştir. Klasik medreseden yetişmiş ve Paris'te açılan Mekteb-i Osmanî'de hocalık yapmış birinin bu makama getirilmesi "İslam ile Batı" ve "eski ile yeni" arasında uyumlu bir denge kurulması ve İslam ile Batı kültürleri arasında ortak bir zemin bulunması amacını gütmektedir. Tahsin Efendi'nin teşebbüsleri bu ikisi arasındaki çekişmeyi ayakta tutmaktan çok, yeni eğitim sistemini öne çıkararak, iki görüşü birbirine yaklaştırıp, iki farklı dünya arasında bir sentez arayan Tanzimat aydınlarını tatmin etmeye mahsus bir adımdı.

Ancak kitap ve hoca eksikliği, malî kaynakların azlığı gibi sebeplerden üniversite eğitimine başlanılması için gerekli şartlar hazır değildi. Darülfünûn-ı Osmanî'de nizamnamede belirtilen esaslar tam olarak yerine getirilememiş ve şubelerdeki eğitim düşünüldüğü gibi uygulanamamıştır. Her üç şubede de aynı ders programı uygulanmaya mecbur kalınmış ve öğrenciler aynı dersleri takip etmişlerdir. Bundan dolayı darülfünûn kurmadaki ikinci teşebbüs de meyvelerini veremeden sona ermiştir.

1873 yılında dönemin Maarif Nazırı Safvet Paşa, Galatasaray'daki Mekteb-i Sultanî müdürü Sava Paşa'yı, hazineye yük olmamak kaydıyla, yeni bir darülfünûn kurmakla görevlendirmiştir. Kurulması tasarlanan darülfünûn, bu sefer, 1868'den beri faaliyette bulunan Galatasaray Mekteb-i Sultanîsi'nin temeli üzerine oturtulmaya çalışılmıştır. Böylece bir orta eğitim müessesesinin gövdesine bir yüksek eğitim filizi aşılanması hedeflenmiştir.

 

Üye formu

Etiketler

Google, 2008’in en çok arananl

News image

Google, 2008 yılında her gün arama motoruna girilen milyonlarca sorguya dayanarak derlenen İnternet Zeitgeist’ini (Almanca’da zamanın ruhu anlamına gelen kelime) açıkladı....

Devamı ...

MySpace videoları cebe girecek

News image

MySpace, kullanıcılar tarafından yüklenen videoların mobil platformlarda görüntülenmesine olanak tanıyacağını açıkladı....

Devamı ...

Wikipedia editör dostu olmak i

News image

Wikipedia vakfı, sıradan kullanıcıların da İnternet ansiklopedisine katkıda bulunmasını sağlamayı amaçlıyor....

Devamı ...

e-Devlet Kapısı “Bismillah”la

News image

www.türkiye.gov.tr açıldı. Siteye erişimde Türkçe karakter sorunu yok, ancak birçok işlem için şifre gerekiyor. Şifre PTT’lerden bir günde, oturduğunuz yerden ise bir haftada ...

Devamı ...

e-devlet kapı duvar!

News image

2003 yılından beri yürütülen e-Devlet Projesi kapsamında bugün yayına girecek olan e-Devlet Kapısı, açılmasına saatler kala hâlâ kilitli görünüyor. Adreste ne bir test yayını, ne de “yakında hizmetteyiz” notu vardı, site resmi tören sonrasında açıldı....

Devamı ...

Mahkeme kararı Facebook’tan te

News image

Avustralya’da bir avukat, borcunu ödemeyen bir çifte, ipotek ettirdikleri evlerinin haczedildiğine dair mahkeme kararını sosyal iletişim ağı Facebook ile tebliğ ...

Devamı ...

Ayakkabı eylemi bilgisayar oyu

News image

ABD Başkanı George W. Bush’a hafta sonu Bağdat’ta yaptığı ziyaret sırasında ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazır El Zeydi’nin eyleminin yankıları İnternet’te de devam ...

Devamı ...

1,3 dolara satılık çalıntı Fac

News image

Bilgisayar korsanları, çaldıkları Facebook hesaplarının tanesini 1,3 dolardan çevrimiçi sahtekarlık çetelerine ...

Devamı ...

Google araması çeviri seçeneği

News image

Google, şirketlere özel ürettiği arama sunucularında diller arasında arama yapabilen bir düzeneğin testlerine başladı....

Devamı ...

Avrupa ile Asya iletişim kuram

Akdeniz’de denizaltından geçen 3 kabloda meydana gelen arıza nedeniyle Avrupa, Ortadoğu ve Asya arasındaki internet ve telefon hizmetlerinde sorun yaşanıyor....

Devamı ...

Warner Music - YouTube ortaklı

News image

Warner Music, gelir paylaşımı modeline dayalı içerik ortaklığını sona ...

Devamı ...

Bu sitede erotizm içeren unsur

News image

İngiltere, web sitelerine filmlerde olduğu gibi bir derecelendirme sistemi getirmeyi ...

Devamı ...

Internet Explorer kan kaybediy

News image

Microsoft’un pazar lideri internet tarayıcısı Internet Explorer, tarihinin en düşük kullanım oranına ulaştı....

Devamı ...

Facebook paralı olmayacak

News image

Ünlü teknoloji blogu Techcrunch’ın yazarlarından Michael Arrington’un yaptığı “Facebook zor durumda” yorumları kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine yol açıyor....

Devamı ...

Wikipedia 6 milyon dolar hedef

News image

Geçtiğimiz Temmuz ayında Wikipedia’nın kurucusu ve kâr amacı gütmeyen Wikimedia Vakfı’nın yöneticisi Jimmy Wales tarafından başlatılan bağış kampanyası 6 milyon dolarlık hedefine ulaştı....

Devamı ...

More in: MATEMATİK, Genel, Health, Sağlık, teknoloji, Dünya, UZAY, Education, Kimya, Fizik, İcatlar, Mucidler , oyun, Rüzgar Enerjisi, Biyoloji

Metal/p-tipi Yarıiletken Arası

News image

Bu kontak tipinde; fm <fs ise kontak doğrultucu, fm > fs ise kontak omik kontaktır. Kontak yapılmadan önceki durum Sekil 1 'de gösterilmektedir. Yarıiletken Fermi seviyesi fm - fs miktarı kadar metal Fermi seviyesinin üzerin-dedir. Kontak yapıldıktan sonra yük alış-verişi meydana gelir. Yarıiletken tarafında geride pozitif bir uzay yükü (deşikten dolayı) ve metal tarafında negatif bir uzay yükü bırakarak, elektronlar yarıiletkenden uzaklaşır. Dolayısıyla, yarıiletken Fermi seviyesi fm - fs kadar alçalır. Yarıiletken deşikleri metale doğru hızlıca hareket ...

Devamı ...

KARBONHİDRATLAR

News image

Karbonhidratlar, polihidrik alkollerin aldehid ve keton türevleridir. Karbonhidrat yapısındaki en küçük birimler monosakkaritlerdir. Monosakkaritler kristalleşmiş renksiz bileşikler olup çoğu tatlıdır. Bu nedenle basit şekerler olarak da bilinirler. Genel olarak aldehid türevi içeren monosakkaritler aldoz, keton türevi olan monosakkaritler ise ketoz olarak adlandırılır. Monosakkaritler adlandırılırken C sayısı esas alınır ve aldoz şekerin isminin sonuna –oz eki getirilirken ketoz şekerin isminin sonuna –uloz eki ...

Devamı ...

ALKOLLER

News image

Su molekülündeki bir hidrojenin alkil grubu ile değişmesinden meydana gelmiş bileşiklere alkol adı verilir. Alkollerin adlandırılması: Klasik sistemde alkil grubunun adından sonra alkol sözcüğü getirilir; metil alkol, etil alkol, propil alkol, butil alkol gibi. IUPAC sistemine göre alkolün türemiş olduğu alkanın adına –ol son takısını getirmek suretiyle yapar: metanol, etanol, propanol, butanol gibi. Alkollerin Özellikleri a) Fiziksel Özellikler: Küçük moleküllü alkoller, özel kokulu ...

Devamı ...

organik bileşikler

News image

Kimyasal maddelerin sınıflandırılmasında benimsenen sistem, bitki ve hayvan organizmalarından elde edilen bileşiklere organik bileşikler, canlı organizmadan kazanılamayanlara da anorganik bileşikler adını vermiştir. 1784 de Lavoisier, yaşayan organizmalardan elde edilen organik maddelerin mutlaka karbon ve hidrojen içerdiğini ve ayrıca azot ve fosfor da içerebildiğini saptamıştır. Bu şekilde kimyanın ikiye ayrılması, organik ve anorganik maddeler arasında kesin bir farklılık olduğu görüşünü de beraberinde ...

Devamı ...

Dalton’un kısmi basınçlar yasa

Bir gaz karışımında gazlardan her birinin kendi yaptığı basınca kısmi basınç ismi verilir. Dalton’un kısmi basınçlar yasasına göre bir gaz karışımının toplam basıncı karışımın bileşenlerinin kısmi basınçlarının toplamına eşittir. PT =  PA + PB +…...

Devamı ...

Gazlar

News image

Gazlar moleküller arası çekim kuvvetleri en az olan maddelerdir. Gaz molekülleri birbirinden bağımsız hareket ederler. Aralarındaki çekim kuvveti sadece London çekim kuvvetidir. Büyük basınç ve düşük sıcaklıklarda sıvılaştırılabilirler. Gaz molekülleri bulundukları yeri her tarafına eşit oranda yayılarak doldururlar. Basınç altında yüksek oranda sıkıştırılabilirler. Sıcaklık ile basınç doğru orantılıdır. Düşük yoğunlukları vardır. Basınç (P), sıcaklık (T) ve hacim (V) gazların durumunu değiştirebilen e...

Devamı ...

Çözeltiler

Çözücünün Durumuna Göre : Çözücünün Fizik Hali Çözünen Maddenin Fizik Hali Örnek Katı Alaşımlar Katı Sıvı Gümüş içinde civa Gaz Palladium içinde hidrojen Katı Su içinde şeker Sıvı Sıvı Su içinde alkol Gaz Su içinde oksijen Katı Azot içinde iyot Gaz Sıvı Azot içinde su Gaz Azot içinde oksijen Elektrik Akımı İletmelerine Göre:. ...

Devamı ...

Tanecikler Arasındaki Çekimle

Erime ve kaynama noktaları moleküller arası etkileşim kuvvetlerine bağlıdır. Moleküller arasındaki etkileşim ne kadar büyükse maddenin erime ve  kaynama noktası o kadar yüksek olur. Polar moleküllü bileşiklerin kaynama noktaları apolar moleküllü bileşiklerin kaynama noktalarında büyüktür. Çünkü dipol-dipol etkileşmesi sıvı moleküllerinin birbirinden ayrılarak bağımsız gaz molekülleri haline gelmesini zorlaştırır. Ayrıca apolar bir moleküldeki çekim kuvveti kalıcı değil anlıktır....

Devamı ...

Moleküller Arası Çekim Kuvvetl

1. van der Waals (London) kuvvetleri Elektrik yüklü bir cisim çevresinde bir elektrik alanı oluşturur. Yüksüz cisimlerde bu alandan etkilenirler.Buna indüklenme ile elektriklenme denir. Öncelikle yüksüz bir cismin, atom çekirdeklerinden ve elektronlarından oluştuğunu hatırlayalım. Ortamda (+) yüklü bir cisim var ise yüksüz cisimdeki elektronlar bu (+) kutup tarafından çekilir. Diğer bölgede ise elektron noksanlığı veya (+) yük oluşur. İşte bu sayede polar olmayan (apolar) ...

Devamı ...

Moleküllerin Polaritesi

Bir molekülün yük dağılımı ve  şekli molekülün polaritesini belirler. İki atom arasında oluşabilecek bağlardan birisi de kovalent bağdır. Bu kovalent bağ iki atomun ortaklaşa kullandığı bir çift elektron sayesinde oluşur.  Bu bağ elektronları elektronegativiteleri birbirinden farklı olan atomlar tarafından farklı kuvvetlerde çekilir. Örneğin HF bileşiğini inceleyecek olursak florun elektronegativitesi hidrojen atomundan daha büyük olduğu için bağ elektronları flor atomu tarafından daha fazla ...

Devamı ...

İskelet Ve Kas Sistemi

Canlılarda, vücuda desteklik sağlayan ve hareketi kolaylaştıran sistemdir. Tek hücrelilerde bu görevi hücre zarı ve hücre çeperi yapar. ...

Devamı ...

Bir Rekabet Silahı Olarak Ürün

News image

Ürün tasarımı başarı için önemli bir anahtardır, çünkü ürün maliyetinin, kalitesinin ve tüketici hizmetlerinin belirlenmesinde önemli bir paya sahiptir.  Bu üç faktör şirketin rekabet durumunun belirlenmesinde çok önemli bir pozisyona ...

Devamı ...

Hizmet Ürünlerinin Tasarımı Ve

News image

Hizmet, karşılanmamış ihtiyaçların tatmin edilmesi düşüncesi ile başlar.  İlk değerlendirme, piyasa potansiyelinin ve fizibilitesinin belirlenmesi ile yapılır, daha sonra da prototip tasarımı, analizi ve testi yapılır, bunların sonunda da sonuç tasarıma ulaşılır.  İmalat ve hizmet sistem tasarımları arasındaki farklar, müşteri odağının ve insan etkileşimi derecesinin farklı olmasıdır.  Hizmet sektöründe bunlar daha yoğun olduğu için taleplere daha hızlı cevap verilebilmesi için daha esnek olunması gerekir. ...

Devamı ...

Kalite Ve Güvenilirlik

News image

Bir ürün tasarımı tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek teknik özelliklere sahip olmalıdır. Bu niteliklere uygunluk satın alma ve üretim departmanlarının sorumluluğu altındadır. Satın alınan ve kullanılan malzemelerin bu özelliklere uygunluğu kontrol edilmelidir. Ayrıca yetersiz üretim yöntemleri de kalitenin düşmesine yol açar.  Ambalajlama ve dağıtım da ürünlerin tüketicinin eline sağlam geçmesini sağlamada son derece önemlidir.  Son olarak kullanma kılavuzlarının kalitesi ve satış sonrası hizmetleri de ürünün başarıya ulaşmasında rol sahibidir. Piyasaya sürülen pek çok bilgisayar teknik bilgisi kuvvetli olmayanlar ...

Devamı ...

ÜRÜN GELİŞTİRME SÜRECİ

News image

  Ürün geliştirme çalışmaları, pazar araştırması ile başlayıp,ürünün tasarımı ile devam eden,üretim süreçlerinin tasarımı ile sürdürülüp,ürünün fiziksel olarak yapımı ile sonuçlanmayan ; ancak pazara sunulup geri bildirim ile çevrimi tamamlanan bir süreçtir. Bu süreç aslında ürünün yaşamı boyunca devam eder....

Devamı ...

More in: Oss biyolji, Oss coğrafya, Öss fizik, Oss geometri, Kimya, öss matematik, Öss türkce, İktisat

Video

Restore Default Settings
Şu anda 40 konuk çevrimiçi