İnsan doğasından gelen zayıf bir yanı vardır. Bu da rahat olmak istemesidir. Çok sıcak veya çok soğuk, çok nemli veya çok kuru olmayan bir ortamda yaşamak ister. Fakat bu koşulları sağlamak kolay değildir. Çünkü insan vücudunun rahat edebileceği koşullarla, ,iklim şartları genellikle birbiri ile uyuşmaz. İnsan vücudunun rahat edebileceği koşulların kısacası konforun sağlanması, sıcak ve nem gibi bazı değişkenleri sürekli denetim altında tutmayı gerektirir. Mühendislerin görevi; insanları rahat ettirmektir.
İnsanların bir bölgenin iklimini değiştiremeyeceklerini anlamaları uzun süre almadı yapabilecekleri sadece ev veya işyeri gibi sınırlı bir kapalı alanın hacmin iklim koşullarını değiştirebilmekti. Geçmişte bu gereksinim şömine veya soba gibi basit ısıtma sistemleriyle sağlandı. Günümüzde ise ısıtma, soğutma, nemlendirme nem alma, temizleme hatta koku giderme gibi işlemleri yapan, başka bir deyişle bir ortamın havasını insanların isteklerine göre düzenleyen, gelişmiş iklimlendirme sistemleri vardır. İklimlendirme sistemleri insan vücudunun gereksinimlerini sağlamak için tasarlanır, bu nedenle insan vücudunun termodinamikle ilgili yönlerini bilmekte yarar vardır. İnsan vücudu, yakıtı yediğimiz besinler olan bir ısı makinesidir. Sürekli çalışan her ısı makinesi gibi, insan vücudu da artık ısısını bir ortama (çevreye) vermek zorundadır. İnsan vücudunun çevreye verdiği ısı yaptığı işe göre değişir. Yetişkin bir erkek için ortalama değerler, uyurken 87 Watt, dinlenirken veya masa başında iş yaparken 115 Watt, ağır bedensel iş yaparken 440 Watt`tır. Yetişkin bir kadın için ortalama değerler daha azdır. Aradaki fark, vücut sıcaklığından değil büyüklüğünden gelmektedir. Sağlıklı bir insanın iç sıcaklığı 37° C dolaylarında sabittir. İnsan vücudu, atık ısısını çevreye kolaylıkla verebileceği durumlarda rahat eder.
Isı geçişi sıcaklık farkıyla orantılıdır. Bu nedenle soğuk ortamlarda, vücut çevreye her zaman verdiğinden daha çok ısı verir. Böyle durumlarda vücut enerji kaybını azaltmak için deriye yakın bölgelerde kan dolaşımını azaltır, buna bağlı olarak, normal olarak 340° C olan deri sıcaklığı ve ısı geçişi de azalır. Deri sıcaklığının düşmesi insanı rahatsız eder. Örneğin ellerde deri sıcaklığı 100° C düştüğü zaman acı hissedilir. İnsan vücudundan ısı kaybı, fazla giyinerek, başka bir deyişle yalıtım yapılarak veya hareket edip vücut içinde enerji üreterek azaltılabilir. Örneğin ; 10° C sıcaklıktaki bir odada, kışlık giysileriyle oturan bir adamın konfor düzeyi -23° C sıcaklıkta orta ağırlıkta iş yapan bir adamın konfor düzeyine eşittir. Sıcak ortamlarda durum tam tersidir, vücut çevreye ısı vermekte güçlük çeker ve sıkıntı çekilir. Hafif giysiler giyilerek çevreye ısı geçişi kolaylaştırılır ve hareket düzeyi en aza indirilerek vücudun atık ısı üretimi azaltılır. Hafif iş yaparken veya yavaş yürürken vücuttan ısıtılan ısının yarısını terleme yoluyla gizli ısı olarak diğer ısıda taşınım ve ışınımla duyulur ısı olarak çevreye verilir. Dinlenirken veya masa başında çalışırken atılan ısının çoğu (yaklaşık % 70`i) duyulur ısı olarak, ağır iş yaparken de atılan ısının çoğu (yaklaşık % 60`ı) gizli ısı olarak çevreye verilir. Terleme sırasında yüzeyde oluşan sıvı, buharlaşırken gizli ısıyı veya buharlaşma ısısını vücuttan sağlar, böylece vücut soğumuş olur. Fakat ortamın bağıl nemi 0 `e yakınsa, terlemenin büyük bir yararı olmaz. Uzun süreli terlemeye vücudun su kaybı eğer su içerek giderilmezse terleme azalır vücut sıcaklığı artar ve sıcak çarpması olabilir.