|
Eki 01
2008
|
|
Kierkegaard'a göre felsefe Aristoteles'ten bu yana hep özlerle, idealarla, her türden mantiksal kurgularla ilgilenmistir. Bu yüzden bireyin gerçek yasami gözden kaçmistir.
Varolus terimini modern anlamda kullanan ilk filozoftur Kierkegaard. Varolus derken ne anliyor? Ilkin soyut düsünmeye karsi somut düsünüse yönelir o. Soyut düsünme de varolusla ilgili kaygilariyla birlikte tek kisi unutulmustur. Ikinci olarak nesnel düsünceye karsi çikar. Nesnel düsünce de kisisel tutkunun, sevgi ve nefretin, ilginin kisaca her içten olan seyin öldügüne inanir. Nesnel düsünme karsisina, öznel düsünmeyi koyar. Öznel düsünen, kendi geçek varolusunun iç yönünü ortaya koyarak felsefe yapar en çok karsi çiktigi filozofta yukarida belirttigimiz gibi "soyut düsünür" Hegel'dir. Hegel'de öznel varolusu içinde tek kisinin ortadan kalkmasina dahinin bile düsüncenin sürükledigi bos bir yaprak gibi olmasina karsilik, bu yeni felsefesi ile Kierkegaard tek kisiyi, kendi, asil varolusunu en uyanik bilinci içinde toplamak ister.
Bu felsefe dogrudan dogruya su çagriyi duyurmak ister: "yasamini bosuna harcama, günlerini öldürme, uyku içinde geçirme, uyan ve insan ol!"
Kendisi "bütün yasamini, doymuslugu içinde uyuklayan insanlari nasil uyandirabilecegini düsünmekle geçirdigini" söyler. Belki insanlari biri ciliz biri kanatli -esit olmayan- iki atin çektigi bir arabaya oturup yürü diye bagirsa! Belki o zaman uyanacaktir. Kanatli at sonsuzluk, ciliz at zaman, arabaci da içimizden her biri. Zaman içinde sonsuzlugun kendisine parildadigi kimse, kendi varolusunda uyanmis olan kimsedir. En iyi uyandirma araci da kaygili korku ya da iç-daralmasidir.
Her insanin içinde bu korku yerlesiktir. Ona göre dünya da yapa yalniz kalabilecegi, tanri tarafindan unutulmus olabilecegi, milyonlarca, milyonlarca is güç arasinda gözden kaçmis olabilecegi korkusu. Ama korku, bu iç daralmasi korkak ruhlar için degildir. Ancak korkuyu ta yüreginde bütün uyanikligi ile tutan ve bundan kaçmayan kimse, bu korkuyla varolusunun uyanikligini sürdürebilir. Böylece varolus sorusuna Kierkegaard'in verdigi yanit: varolus, somut, öznel ve uyanik insanin yasamidir. Varolus, uyanik insanin yasamini en açik sorumlulugu içinde sürdürdügü bir bölümüdür, bir parçasidir. Ancak varolus, üzerinde düsünmeye elverisli degildir, onu düsündügümüz anda onu ortadan kaldirmis oluruz. "kendisini düsündürmeyen bir sey vardi" diyebiliriz ancak, o da su: varolmus olan. Kavranamayan, olaganüstü bir sey ona ancak sezerek ve inanarak yakinlasabiliriz. Varolus öyle ise irrasyonel yani us disidir. Onu kavramlarimizla kavramaya çalisir çalisilmaz kaçip gider elimizden. Öyle ise varolus, paradoksal birseydir. Ancak düsünmeden önce veya sonra, ancak tutkular ve eylemlerle bir an için onu yakalayabiliriz, bir anlik, birden bire olan bir parlama içinde onu görebiliriz. Büyük ruh hareketlerinde ve tutkulu eylemlerde mantiksal düsünme çözülür, kaybolur. Düsünmek ve varolus-olmak birlesemez.




















