Cumartesi, Temmuz 31, 2010
   
Text Size

Blogum

Üyelerimizin yazdıkları
Tags >> biyoloji
Eki 14
2009

dolaşım

Posted by bilimselkonular in biyoloji

bilimselkonular

Kan

Dolaşım sisteminin görevlerinden biri de; hücrelere gerekli olan besin ve oksijeni taşıyıp, hücrelerde meydana gelen metabolizma artıklarını da böbrek ve akciğere taşımaktır.
Kan; beyaz kan hücreleri (akyuvar), kırmızı kan hücreleri (alyuvar), kan pulcukları  (trombosit)  ve plazmadan meydana gelir. Plazma; kan hücrelerinin içinde bulundukları sıvıdır.
Plazma içindeki birçok madde kan ile taşınır. Bu maddeler şöyledir;

  • Organlardan gelen karbondioksit akciğerlere taşınır.
  • Sindirim olayı sonucu meydana gelen maddeler ince bağırsaktan diğer organlara taşınır.
  • Karaciğerde üretilen üre böbreklere taşınır.

Beyaz kan hücreleri, vücudun bağışıklık sisteminin önemli yapılarından biridir. Bağışıklık sistemi sayesinde mikroorganizmalara karşı vücudumuz korunur. Beyaz kan hücreleri çekirdeğe sahiptirler.
Kan pulcuklarınıngörevi kanın pıhtılaşmasını sağlamaktır. Kan pulcukları hücreleri çekirdeksizdir.
Kırmızı kan hücreleri, akciğerlerden gelen oksijenin diğer organlara taşınmasını sağlarlar.

Kalp

Kalp kanın vücutta dolaşmasını sağlayan bir pompa gibi çalışır. Kalp kaslardan meydana gelen bir organdır.
Kalbe kan getiren damarlara toplardamar denir. Kalbe gelen kan, sağ kulakçığa girer. Sağ kulakçığın kasılmasıyla kan sağ karıncığa geçer. Sağ karıncığın kasılmasıyla kan akciğer atardamarı ile akciğerlere pompalanır. Kan, akciğerlerde karbondioksiti bırakıp oksijeni alarak temizlenir.
Akciğerlerden gelen temiz kan kalbe geri dönerek sol kulakçığa girer. Sol kulakçığın kasılmasıyla kan sol karıncığa pompalanır. Buradan vücudun en büyük atardamarı olan aorta geçerek vücudun tüm hücrelerine dağıtılır.
Kalpte bulunan kapakçıklar kanın tek yönlü akışına olanak verir.
Kalbin sağı ve solu, kanı farklı yerlere pompalar. Kalbin sağ tarafı dokulardan gelen kanı akciğerlere gönderir. Kalbin sol tarafı ise akciğerlerden gelen kanı bütün vücuda pompalar.   
 Aşağıdaki şekil kalbin yapısını göstermektedir.









Ara 30
2008

OLİMPİYAT SORULARI

Posted by bilimselkonular in matematik , kimya , fizik , biyoloji , bilimsel , bilgisayar

bilimselkonular

2008 yılı 16. Ulusal Matematik Olimpiyatı (YENİ)                      
2008 yılı 16. Ulusal Kimya Olimpiyatı (YENİ)                            
2008 yılı 16. Ulusal Fizik Olimpiyatı (YENİ)                               
2008 yılı 16. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı (YENİ)                            
2008 yılı 16. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı (YENİ)   
2008 yılı 13. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı (YENİ)

2007 yılı 15. Ulusal Matematik Olimpiyatı                         
2007 yılı 15. Ulusal Kimya Olimpiyatı                                 
2007 yılı 15. Ulusal Fizik Olimpiyatı                                    
2007 yılı 15. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı                                 
2007 yılı 15. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı        
2007 yılı 12. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

2006 yılı 14. Ulusal Matematik Olimpiyatı                           
2006 yılı 14. Ulusal Kimya Olimpiyatı                                   
2006 yılı 14. Ulusal Fizik Olimpiyatı                                    
2006 yılı 14. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı                                    
2006 yılı 14. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı                            
2006 yılı 11. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı        

2005 yılı 13. Ulusal Matematik Olimpiyatı
2005 yılı 13. Ulusal Kimya Olimpiyatı
2005 yılı 13. Ulusal Fizik Olimpiyatı
2005 yılı 13. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2005 yılı 13. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı
2005 yılı 10. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

2004 yılı 12. Ulusal Matematik Olimpiyatı                          
2004 yılı 12. Ulusal Kimya Olimpiyatı                                  
2004 yılı 12. Ulusal Fizik Olimpiyatı                                   
2004 yılı 12. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı                               
2004 yılı 12. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı                           
2004 yılı 9. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı         
                                                                                            
2003 yılı 11. Ulusal Matematik Olimpiyatı
2003 yılı 11. Ulusal Kimya Olimpiyatı
2003 yılı 11. Ulusal Fizik Olimpiyatı
2003 yılı 11. Ulusal Fizik İkinci Aşama
2003 yılı 11. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2003 yılı 11. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı
2003 yılı 8. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

2002 yılı 10. Ulusal Matematik Olimpiyatı                         
2002 yılı 10. Ulusal Kimya Olimpiyatı                               
2002 yılı 10. Ulusal Fizik Olimpiyatı                                   
2002 yılı 10. Ulusal Fizik İkinci Aşama                               
2002 yılı 10. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı                               
2002 yılı 10. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı                           
2002 yılı 7. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

2001 yılı 9. Ulusal Matematik Olimpiyatı
2001 yılı 9. Ulusal Kimya Olimpiyatı
2001 yılı 9. Ulusal Fizik Olimpiyatı
2001 yılı 9. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı
2001 yılı 9. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı
2001 yılı 6. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

2000 yılı 8. Ulusal Matematik Olimpiyatı                          
2000 yılı 8. Ulusal Kimya Olimpiyatı                                  
2000 yılı 8. Ulusal Fizik Olimpiyatı                                    
2000 yılı 8. Ulusal Biyoloji Olimpiyatı                                
2000 yılı 8. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı
2000 yılı 5. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

1999 yılı 7. Ulusal Matematik Olimpiyatı
1999 yılı 7. Ulusal Kimya Olimpiyatı
1999 yılı 7. Ulusal Fizik Olimpiyatı
1999 yılı 4. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı

1998 yılı 6. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı
1998 yılı 6. Ulusal Fizik Olimpiyatı
1998 yılı 4. Ulusal İlköğretim Matematik ve 6. Ulusal Matematik Olimpiyatları

1997 yılı 5. Ulusal Bilgisayar Olimpiyatı
1997 yılı 5. Ulusal Fizik Olimpiyatı
1997 yılı 5. Ulusal Kimya Olimpiyatı


Eki 30
2008

FOTOSENTEZDE O' NU ANLATIYOR

Posted by zerdali in genel , biyoloji , bilimsel , bilim

zerdali

Dünya, canlı yaşamına en uygun olacak şekilde, özel olarak tasarlanmış bir gezegendir. Atmosferindeki gazların oranından, güneşe olan uzaklığına, dağların varlığından, suyun içilebilir olmasına, bitkilerin çeşitliliğinden yeryüzünün sıcaklığına kadar kurulmuş olan pek çok hassas denge sayesinde dünya yaşanabilir bir ortamdır. Yaşamı oluşturan öğelerin devamlılığının sağlanabilmesi için de hem fiziksel şartların hem de bazı biyokimyasal dengelerin korunması gereklidir. Örneğin nasıl ki canlıların yeryüzünde yaşamaları için yer çekimi kuvveti vazgeçilmez ise, bitkilerin ürettiği organik maddeler de yaşamın devamı için bir o kadar önemlidir.


Eki 20
2008

Fotosentez

Posted by zerdali in genel , biyoloji , bilimsel , bilim

zerdali

Fotosentezle ilgili ilk çalışmalar 1772 yılında Joseph  PRIESTLEY  tarafından yapılmıştır. Priestley  fanus içinde yanan  bir mumun kirlettiği  havayı aynı yerdeki bitkinin temizlediğini göstermiştir. Priestley' den sonra  gelen bilim adamlarının  çalışmaları sonucunda atmosferdeki  karbondioksit ve oksijen oranının  bitki ve hayvanların  birbirini tamamlayan  biyolojik olaylarla korunduğu açıklanmıştır.Işık enerjisini tutup ATP ‘deki kimyasal bağ enerjisine dönüştürmek, oluşan ATP’ler ilede inorganik CO2’ i enzimler denetiminde hidrojen ile birleştirip organik molekül sentezlemektir. Ökaryot bitki hücrelerinde kloroplastlarda, üretici bakterilerde kloroplast olmadığından sitoplazmada klorofil molekülü yardımıyla gerçekleşir. Fotosentez kloroplastın granumlarında bulunan klorofil pigmentleri ve ETS ışığı tutan yapılardır.Granaların yapısı  , protein ve lipitlerden oluşmuştur. Granaların arasını dolduran  tromp denilen sıvı içinde  karbon tutma reaksiyonlarında görev alan enzimler  ve diğer proteinler bulunur. Klorofiller ,granatların lipide tabakasına yerleşmiştir. Yapılan araştırmalarda  ortamda klorofil bulunduğu halde , klorofiller parçalandığında fotosentezin gerçekleşmediği  görülmüştür.


Eki 20
2008

Evrim

Posted by zerdali in genel , fosil , biyoloji , bilimsel , bilim

zerdali

evrimEvrim, zaman içinde, birdenbire olmayan sürekli, niteliğe ve niceliğe bağlı gelişme süreci. Canlı türlerin aynı kökenden geldiklerini ve uzun süreçler içinde değiştiklerini savunan kuram. Evrenin evriminden söz edildiğinde ilkel nebulalardan yıldızların, gezegenlerin ve uyduların; proton, elektron, nötron gibi atom parçacıklarından da kompleks kimyasal moleküllerin ve daha büyük nice maddelerin oluşumu anlaşılır.


Eki 11
2008

DOKULAR

Posted by bilimselkonular in saglik , biyoloji , bilimsel , bilim

bilimselkonular

Doku:Yüksek yapılı organizmalarda çok sayıda hücre vardır.Bu hücreler kendi aralarında yapısal ve işlevsel birlikler oluştururlar.Canlılarda aynı işlevi yapan hücreler topluluklarına doku denir.


Eyl 27
2008

PİRE

Posted by murat in hayvan , genel , biyoloji

murat
pireSadece 3 mm. uzunluğunda olan Pulex irritans'lar (insan pireleri) 19.7 cm.'ye ulaşan yatay atlayışlar yapabillirler. Yani pireler kendi uzunluklarının 100 katından daha uzun mesafelere atlayabilmektedirler.

Haz 14
2008

Uyku etkisi yapan bakteriler

Posted by seveceksin in yasam , saglik , biyoloji , bilim

seveceksin

Uyku etkisi yapan bakteriler1913 yılında bir grup Fransız araştırmacı, uykusuz köpeklerin beyinlerindeki sıvıyı alıp iyi dinlenmiş köpeklerin beynine enjekte ettiler. Sonuçta uykulu olmayan köpekler uyudular Bu olaydan 50 yıl sonra, Harvard araştırmacılan aynı deneyi keçiler ve tavşanlar üzerinde tekrarlayınca aynı sonuca ulaştılar. Araştırmalar sonunda S, faktörü olarak adlandırılan uyku arttırıcı madde ortaya çıkartıldı. Bu madde bakteryal hücre duvarlarını oluşturan bloklardan biri olan "muramyl peptide"dir.


Harvard'dan bıyokımyacı Manfred Karnovsky, bakterilerin nasıl uyku etkisi yaptığını araştırmış ve normalde barsaklarda zararsız olarak yaşayan bakterilerin, enzimler tarafından parçalandıklannda. bakteri duvarlarındaki "muramyl peptide"lerin serbest kaldığını gözlemiştir. Serbest kalan "Muramyl peptide"ler beyne gidebilmekte ve uyku düğmelerini açmaktadırlar. Fakat uykuyu dolaylı olarak başlatmaları daha büyük bir olasılıktır. Bu takdirde, bakteriler kandaki bağışıklık hücrelerine veya beyindeki "trocytes"lere bağlanmakta ve bu hücrelerin bağışıklık sistemini harekete geçiren ve rüyasız uykuyu başlatan bir madde olan "interleukin-1" maddesini çıkarmalarına sebep olmaktadır.

Bakterilerin uykuya neden olabileceği yeni doğan bebeklerin uyuma düzeninin incelenmesi sonucu onaya çıkanlmıştır Yeni doğan bebekler ilk
birkaç hafta hep rüyasız uyurlar. Bazı bilim adamları, bu tür uykunun öğrenme için çok önemli olduğunu, öğrenecek çok şeyleri olan yeni doğmuş bebeklerin çok rüya görmek ihtiyacında olduklarına inanmaktadırlar.

Karnovsky ise bunu yeni doğan bebeklerin barsaklarının genelde steril olmasına, yetişkinlerin barsaklannda yaşayan bakteriyal floranın, doğumdan birkaç hafta sonraya kadar barsaklarda tutunamamasına bağlamaktadır.
Tennessee Üniversitesinden Fizyolog James Krueger. vücutta enfeksiyon olduğu dönemlerde vücudu saran bakterilerin de aynı şekilde uykuya neden olabileceğini ileri sürmektedir. Bu görüş, hastaların kendilerini uykulu hıssetmelennl de açıklayabilir.

Bu aynı zamanda, uyumanın yaranna da açıklık getirebilir. Uyku ve bağışıklık sistemlerinin birbirleriyle çok yakından ilişkili oldukları ve ikisi de "muramyl peptide" ve "interleukin-1" tarafından uyarıldıkları için, birinin diğerini destekleyebileceği duşu nülebllir.

Krueger, "Büyükannelerimiz uyursak hastalanmayacağımızı söylediklerinde, vücudumuzun savunması için uykunun faydalı olacağına inanmaktadırlar. Ama bu görüş şimdiye dek kimse tarafından kanıtlanmamıştır." demektedir.

Kaynak:Discover'dan gev.: İsmail Yıldırım. Bilim ve Teknik.Mayıs.1987 

 


Haz 09
2008

Yosunlar, hidrojen çiftliklerinde otolar için yakıt üretecek

Posted by seveceksin in teknoloji , tasarım , hidrojen , genel , fizik , biyoloji , bilim

seveceksin


(Bin kez büyütülmüş görünüm)

Tasarı son derece basit: Suyla dolu saydam bir tüp alıp, buna Chlamydomonas reinhardtii adlı yeşil yosundan katıp güneşe bırakın, yosun, fotosentez sürecinin bir yan ürünü olarak, doğal yöntemlerle hidrojen üretecektir.

Şimdi, gazın toplanabileceği bir sistem oluşturmalısınız. Böylelikle, bir hidrojen çiftliği elde etmiş olursunuz.

Çiftlikteki parıltılı politen borular güney Kaliforniya’nın tuzlu çöllerine dek uzanıyor. Bunlar, suyla dolu, içlerinde çok sayıda mikroskobik yosun var, yosunların güneş ışınlarını emerek hidrojene dönüştürmesi isteniyor. Bu sürecin sonunda elde edilen hidrojen motorlu taşıtlara yakıt olarak piyasaya sürülecek.. Benzinin yerine!.

En azından, Kaliforniya Üniversitesi’nden Tasios Melis, bunun öyle olacağına inanıyor ve, "Yaptığımız hesaplamalara bakılırsa, ABD’de benzin kullanımının tümden yok edilerek yerine hidrojenin getirilmesi için yaklaşık 250,000 kilometrekarelik bir alanın hidrojen çiftliklerine dönüştürülmesi gerekiyor," diyor.

Bir başka deyişle, bu tasarının yaşama geçirilmesi için ABD’deki soya çiftliklerinin onda biri kadarının hidrojen çiftliklerine dönüştürülmesi gerekiyor.

Yosun heryerde yetişiyor

Yosun, alışılagelmiş ürünlerin elde edilmesinin olanaksız olduğu alanlarda bile yetiştirilebiliyor. Araştırmacımız, güney Kaliforniya’da güneşten kavrulan tuzla örtülü göl yataklarının hidrojen çiftlikleri için en elverişli yerler olduğuna dikkat çekerek, "Hiç bir şeyin yetişmeyeceği bu topraklar ışığı yansıtabilmeleri açısından önemli," diyor.

Hidrojen çiftlikleri şimdilik bir düş olmakla birlikte, Melis ve onunla aynı görüşü paylaşanların başarılı olmaları durumunda ilk hidrojen çiftliklerine birkaç onyıl içinde tanık olmamız da işten değil.

Bu çiftlikler yalnızca çevre dostu bir hidrojen kaynağı oluşturmakla kalmayacak.. halihazırda fosil yakıtlara bağımlı olan gelişmekte olan ülkelerin de hemen benimseyebilecekleri denli ucuz bir kaynak olacak.

Yoksul ülkelerin bu teknolojiyi kolaylıkla benimseyebileceklerine inanan Melis, ucuz hidrojen üretimi amacıyla yosun yetiştiren tek kişi değil.

Çok sayıda araştırma ekibi şimdilerde gerek genetik mühendislik yöntemleriyle, ya da mikropların yaşadığı ortam üzerinde birtakım oynamalar yapmak suretiyle hidrojen gazı elde etmeye çalışıyor.

A.B.D Enerji Bakanlığı da, tasarının ticari açıdan geçerli kılınabilmesi için araştırmaya her yıl mali destek sağlıyor.

Teori son derece basit

Tasarı son derece basit bir görüşe dayanıyor: suyla dolu saydam bir tüp alıp, buna Chlamydomonas reinhardtii adlı yeşil yosundan katıp güneşe bırakın.

Yosun, fotosentez sürecinin bir yan ürünü olarak, doğal yöntemlerle hidrojen üretecektir.

Bu aşamadan sonra yapmanız gereken tek şey, gazın toplanabileceği bir sistem oluşturmaktır. Böylelikle, bir hidrojen çiftliği elde etmiş olursunuz.

Gelgelelim, söz konusu yöntemi hemen yaşama geçirmeden önce, bunu uygulamanın inanılmaz biyomühendislik hünerlerini gerektireceğini, bugüne dek birkaç laboratuvarda ancak bir iki ilkörnekten öteye gidilemediğini de akılda tutmak gerekiyor.

Melis ticari bir hidrojen çiftliğinin güneş enerjisini yaklaşık %10’luk bir verimle hidrojene dönüştürmesi gerektiğine inanıyor.

Yüzde 10’u bulma

Halihazırda onun ve başka araştırmacıların sürdürdükleri deneylerde bu oran % 0,1’in bile altında kalıyor.

C. Reinhardtii’ nin büyük miktarlarda hidrojen üretebilmesi, yosunlarda fotosentez sürecinde köklü oynamalar yapılmasını gerektiriyor.

Araştırmacılar, hem foto sentez sürecinde yosunlarda ortaya çıkan problemleri, süreci durduracak veya kesintiye uğratacak yan ürünlerin üretimlerini gidermeye, sistemin gece gündüz üretimini sağlamak için sorunları çözmeye çalışıyorlar.

Güneş enerjisinden tam anlamıyla yararlanmak, ve fotosentez olayılının sadece temiz ve kullanılabilir hidrojen elde edilmesini sağlamak için daha önlerinde çok yol var.

Hatta yosunların üzerinde genetik oynamalar yapmak ve yosunların fotosentes sırasında istenmeyen enzimleri üretmelirini engellemek bile bu problemler arasında. bu farklı enzimi üretmeleri sağlanabilir.

Şirketler seyrediyor

Ayrıca hidrojen çiftliğinde verimin en yüksek düzeye çıkarılabilmesi için, güneş ışığının yosun kültürlerini içeren borulara geçmesi gerekiyor.

Hidrojen üretiminin yaşama geçirilmesinin böylesine incelikli genetik işlemleri gerektirmesi yüzünden, dünyanın önde gelen enerji şirketleri bu gelişmeleri dışarıdan izlemekle yetiniyorlar.

ConocoPhillips şirketinin araştırma geliştirme başkanı Steve Schlasner mikrobun özellikleri kesin olarak belirlenmeden bir hidrojen çiftliği tasarlamanın çok güç olacağına dikkat çekiyor.

Bu arada Enerji Bakanlığı yatırımlarının zamanla meyvesini vereceğine ve hidrojenin geleceğin çevre dostu yakıtı olarak yaşamımızın kaçınılmaz bir parçası olacağına inanıyor.

Kaynak:Hürriyet
Ayrıca:Cornell News


May 14
2008

Doğanın Antikorları

Posted by bilimselkonular in genel , biyoloji , bilim

bilimselkonular

İnsanoğlu sanayileşme süreci içerisinde yaptığı teknolojik atılımlar sonucu, arkasında bıraktığı büyük boyutlardaki kirliliğin doğaya ve doğanın bir parçası olan kendisine verdiği ve ileride verebileceği inanılmaz zararların farkına ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında vardı.

Ondan önce birçok ileri görüşlü düşünürlerin, gelecekte oluşacak çevresel zararlar açısından sürekli dikkat çektiği kirlilik, toplumlar tarafından o kadar önemli görülmediği gibi, konuyla ilgili geniş çaplı araştırmalara da girilmedi. Ancak günümüzde başta gelişmiş ülkeler olmak üzere, birçok ülkede çevreye zararlı olan teknolojik artıklardan korunmak için yoğun araştırmalar yapılmakta ve yeni çıkarılan yasalarla üretim ve taşıma sektörlerinin dikkati konuya çekilmektedir.

Son 15 yıllık gelişmelere bakıldığında, çevreye verilen bu zararlardan kurtulma konusunda doğanın, insanoğlunun aldığı önlemlerden daha fazlasını yapabildiği görülür. Aynen insan sağlığının doğal koruyucuları olan antikorlar gibi, doğanın antikorları olan bazı mikroorganizmalar, kirliliğin olduğu bölgelerde ortaya çıkıp yoğunlaşmakta ve onları yok etmeye çalışmaktadır. İnsanoğlu ise kendi hastalıklarında uyguladığı iyileştirme yöntemlerinde olduğu gibi, bu mikroorganizmaların sayılarını artırıcı (doğayı güçlendirici) önlemler almaya başlamıştır.

Teknolojik artıklar, başta üstünde yaşadığımız ve gıda gereksinimimizin hemen hemen tamamını sağladığımız toprak olmak üzere denizi, göller ve akarsular gibi içsuları ve yeraltı su kaynaklarını sürekli kirletmektedir. Bu kirliliklere bağlı olarak yeni hastalıklar ortaya çıkmakta veya var olan bazı hastalıkların etkinliği artmaktadır. Mikroorganizmalar kendi başlarına kirliliklerin küçük boyutlu olanları ile savaşımlarında kısa sürede başarı elde edebilmektedirler. Ancak büyük boyutlu kirliliklerde, doğanın yeniden canlanması, uzun yıllar almaktadır.

BAŞLICA KİRLİLİK KAYNAKLARI
Kirliliğe neden olan kaynaklardan en başta geleni petrol ve buna bağlı olan yan ürünlerdir. Bunlar petrolün kullanılması sonucu ortaya çıkan artık maddeler olabileceği gibi üretim sırasındaki atıklar, depolardaki ve taşınma sırasındaki kazalarda olan kaçaklar ve diğer petro kimya endüstrilerinin oluşturduğu zararlı maddelerdir. Günümüzde borular yardımı ile yapılan taşımalarda da petrol kaçaklarına sık sık rastlanıyor. Petrol ürünlerinin en çok kullanılanları benzin, akaryakıt, gazyağı ve motorindir. Bu ürünlerle ilgili kirlilikler değişik hidrokarbonları içerir. Bu hidrokarbonların başında benzen, bifenil, metilfloren ve naftalin gibi türler gelir ki, bunların genel adı polisiklik aromatik hidrokarbonlardır.

Yüksek teknoloji ürünü olan yarı iletkenlerin elde edildiği kuruluşlar (yarı iletken teknolojisi), üretim sırasında zehirli kimyasal maddeler kullanmaları nedeni ile çevre kirliliklerine neden olur. Bu maddeler dikkatli kullanıldıklarında ve atıklar iyi saklandığında (veya temizlendiğinde) çevre kirliliği önlenebilir. Hatalı kullanım, kaçaklara neden olan kazalar ve atıkların yeterince kontrol edilememesi gibi nedenlerden dolayı sorunlar çıkmaktadır. Kanserojen olan vinilklorid, titrikloretilen ve polislabik zehirler bu kimyasal maddelerin en önde gelenleridir.

Ahşap koruma endüstrisinin atıkları ve bu endüstride kullanılan maddeler, bir başka kirlilik nedenidir. Maddelerin saklandığı depolardaki kaçaklar kadar, işlenmiş kütüklerden damlayan zararlı maddeler de çevreyi etkiler.Katran ruhu, klorlanmış fenol ve CCA (bakır, krom ve arsenik tuzu) bu maddelerden bazılarıdır.

Üstteki kaynaklara göre daha az olmakla beraber, mangal kömürü üretim tesislerinde olan atıklar da çevreyi kirleten maddelerdendir. Bu atıkların en önemlisi fenolik ve polisiklik türden organik bileşiklerdir. Amerika Birleşik Devletleri'nin Michigan eyaletindeki bir mangal kömürü üretim tesisinin atıkları, bölgedeki bir yeraltı su kaynağını etkilemiş, ancak doğanın antikorları orada da görevlerini yapmıştır.

MİKROORGANİZMALAR
Doğanın antikorları adını verdiğimiz mikroorganizmalar, her yerde yaşarlar. Birçoğu hayatın devamına katkıda bulunur. Günümüzde üstlendikleri en önemli görev ise teknolojinin getirdiği kirlilikle savaşmaktır. Son yapılan araştırmalar ortaya ilginç bir sonuç çıkarmıştır. Bu canlılar doğaya en fazla zarar veren maddeleri daha az zararlı olanlarına oranla daha hızlı yok ederler.

Kirliliğin olduğu bölgede çok hızlı bir şekilde çoğalma ve gruplaşma göstermeleri, mikroorganizmalarla ilgili olarak bulunan bir başka ilginç sonuçtur. Bu çoğalmanın ve gruplaşmanın nasıl gerçekleştiği konusunda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Birçoğunun yaşaması ve üremesi için hava ile doğrudan temas gerekmesine rağmen, bir kısmının toprağın çok derinlerinde de yaşadığı yapılan son araştırmalarla anlaşılmıştır.

Mantar türü (fungi), maya türü (yeast) ve bakteri türü olmak üzere üç değişik grupta toplanabilirler. Bu türler içerisinde, oldukça değişik özelliklerde yüzlerce zararlı ve zehirli madde yiyen mikroorganizmaya rastlamak mümkündür. Her tür atık için değişik mikroorganizmalar vardır. Bunlar zararlı maddeleri yerler ve kendi çıkardıkları atıklar da zararsız maddelerdir.

Bu organizmalar, kirliliğin boyutuna göre birkaç hafta ile birkaç yıl içerisinde bölgedeki doğal hayatı yeniden canlandırabilirler. Doğaldır ki, bu yenilenme olmadan önce çevredeki birçok canlı doğrudan veya dolaylı olarak etkilenir. Temizlendikten sonra ortam yeniden canlanmakla birlikte, tamamıyla eski duruma dönülebilmesi için daha uzun yıllar gerekir. Ayrıca,büyük boyutlu veya sürekli olan kirliliklerde mikroorganizmalar yeterince etkin olamazlar. Bu nedenle, bu organizmaların sayısını artırıcı önlemler düşünülmüş ve uygulanmış, halen de konu ile ilgili araştırmalar sürmektedir. Kirlenen doğayı, doğanın ürettiği bu organizmalara destek vererek temizleme işine ve bu konudaki araştırmalara biyolojik canlandırma (bioremediation) adı verilebilir.

BİYOLOJİK CANLANDIRMA
Çevre kirliliklerinin sözü edilen organizmaların katkısı ile temizlenebileceği anlaşıldıktan sonra, kirlilik bölgelerinde bu organizmaların sayılarının artırılması ve daha etkili hale getirilmeleri için birçok değişik yöntem denenmiştir. Bir kısmı başarılı olan bu yöntemler şöyle özetlenebilir:

Mikroorganizmaların artıkları yemesi, kirlilikle organizma gruplarının arasındaki yüzeyde gerçekleşmektedir. Bu temas yüzeyinin artırılması için kirliliği yayıcı bazı kimyasal maddelerin (dispersant) kullanılması düşünülmüştür. Ancak, bu maddelerin de çevre kirliliğine neden olması ve bölgedeki kirliliğin daha da yayılması bu yöntemin başarısını engelleyen etkenlerdir.

Mikroorganizma sayısının artırılması ve yeni gruplar oluşturulması için kirliliğin olduğu bölgeye özel olarak üretilmiş mikroorganizmalar ekmek de başka bir yöntem olabilir. Ancak, ekilen bu organizmaların, bölgede kirlilikle birlikte doğal olarak oluşanlar kadar etkili olamadıkları ve fazla yaşayamadıkları gözlenmiştir. Bu nedenle bu yöntem de kullanılmamaktadır.

Üçüncü ve en etkili yöntem gübrelemektir. Azotlu ve fosforlu gübreler kullanılarak mikroorganizmaların sayısı ve etkinlikleri artırıldığında, kirliliğin daha kısa bir sürede yok olduğu anlaşılmıştır. Bu yöntem, artık birçok kirlilikte kullanılmaya başlanmış ve olumlu sonuçlar alınmaktadır. Fotoğraf, Alaska'daki petrol sızıntısı sonucu oluşan kirlilikle ilgili bir araştırma sonunda çekilmiştir ve gübrelenen bölgenin bir süre sonra gübrelenmeyen bölgeye oranla çok daha temiz olduğunu göstermektedir.

Kirliliğin olduğu bölgedeki toprağı sık sık havalandırmak da etkili olan bir başka yöntemdir. Bu sayede, mikroorganizmaların havayla daha fazla teması sağlanmakta, sayıları ve etkinlikleri artmaktadır. Kireçlemek de bu etkinliğin artırılmasında kullanılan yöntemlerden biridir.

Şekil, motorinle kirletilmiş bir toprakta gübreleme ve karıştırma sonucu hidrokarbon miktarında zamana göre azalmayı göstermektedir. Karşılaştırma amacıyla işlem görmemiş olan kirli toprak ile, hiç kirlenmemiş topraktaki hidrokarbon miktarları da çizilmiştir. Görüldüğü gibi işlem gören topraklardaki hidrokarbon miktarı işlem görmeyene göre çok daha hızlı azalmakta ve toprak birkaç hafta gibi kısa birsürede kendisini yenilemektedir.

Yukarıda anlatılan biyolojik canlandırma ile ilgili yöntemlerin tümü halen denenmekte ve kısa süre sonra çoğunun kullanılabilir hale getirileceği sanılmaktadır. Bunun yanı sıra çevreyi kirleten maddelerin üretimi sırasında da mikroorganizmalar kullanılarak, daha az zararlı ürünler ortaya çıkarılması yönünde de araştırmalar sürmektedir. Örneğin, kükürdü bol olan bazı kömür türlerinin kullanılmadan önce kükürt yiyen mikroorganizmalar yardımı ile zararlı atıklarının azaltılması mümkün olmaktadır.

SONUÇ
Değişik kimyasal maddeleri yiyen bakterileri keşfetmek için, bilim adamları doğadan birçok bakteri örneği toplarlar, bu maddelerin içerisinde yaşayabilen ve onları yok edenleri bulurlar. Bu çalışmalar sonucu, değişik zararlı atıkları yiyen birçok organizma keşfedilmiştir. Bunların yanı sıra elektronik endüstrisinde kullanılan ve petrol artıklarından çok daha dayanıklı zararlı kimyasalları yiyen bakteriler de bulunmuştur.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Los Alamos La-boratuvarı'nda yapılan araştırmalar, nitrogliserin yi-yebilen bakterileri dahi ortaya çıkarmıştır. Denizde yaşayan ve petrol kaçakları için kullanılabilecek bir bakteri türü üzerindeki çalışmalar da ümit vericidir (Bu bakteri, petrol atıklarını su ve karbondioksite çevirmektedir).

Birkaç yıl öncesine kadar bu mikroorganizmaların 5-10 metreden daha derin toprak katmanlarında yaşamadığı sanılıyordu. Ancak yapılan son araştırmalar 500 metre derinlikteki toprak katmanlara kadar azalma göstermeden değişik türde birçok bakterinin yaşadığını ortaya çıkarmıştır. Bu bakteriler birkaç değişik özellik dışında, yüzeyde yaşayanlara benzerler ve eskiden düşünülenden çok daha etkilidirler. Bu bakterilerin yeraltı sularının kimyasında da oldukça önemli etkiler oluşturacağı bir gerçektir. Bu da, yeraltı suları kimyası konusuna yeni bir bakış açısı getirebilir. Derinlerde yaşayanlar için havanın fazla önemi olmadığından, bu türlerin biyolojik canlandırmada yeni uygulama alanları bulacağı düşünülmektedir. Ayrıca derinlerde yaşayan yeni bir tür keşfedilmiş olup, bunun da genetik mühendisler için yeni bir çalışma alanı doğuracağı sanılmaktadır.

Doğayı kirleten insanoğlunun, kendi bulduğu temizleme yöntemlerinin yanı sıra doğanın kendini yenilemesine biyolojik canlandırma ile yardımcı olması, artık üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Son on yıldır bu konuda oldukça önemli gelişmeler kaydedilmiş ve değişik yöntemler geliştirilmiştir. Gelişmekte olan ülkeler de, gelişmiş ülkeler gibi bu konu üzerinde özellikle durmalı, araştırmalar yapmalı ve zararlı maddeleri üreten ve kullanan kuruluşların biyolojik canlandırma yöntemlerini kullanmalarını sağlamalıdırlar.

Bu yazının hazırlanmasında kullanılan dergiler:
Environmental Science and Technology, Bios-cience, Water Resource, Ground Watcr, Soil Biology and Biochemistry, Applied and F.n-vironmcntal Microbiology, Environmental Management, Newsweek.

Doç.Dr.Bülent G.AKINOĞLU ODTÜ Fizik Böl.Öğr. Üyesi / Bilim ve Teknik Haziran 1991-s.29-31

 

alıntı:http://www.enginbilim.byethost16.com





















































Üye formu

Bilimsel Resimler

Ağ Protokolleri

Fiziksel ağın maddeleri (sinyal çeşidi ve voltaj seviyeleri, bağlantı pin...

Devamı ...

Sayısal Depolama (Hafıza)

Sayısal hafızanın temel amacı ikili veriyi girebilmek ve yükleyebilmenin bi...

Devamı ...

Bilgisayar Sistemleri

News image

Bilgiyi giriş olarak alan, bunu belli bir kurala göre işleyen ve sonucu...

Devamı ...

Pascaline Makinası

News image

1642 yılında Blaise FASCAL, adına pascaline denilen,toplama ve çıkarm...

Devamı ...

Onluya Karşı İkili Sayı sistem

Dört farklı sayılandırma sistemi kullanarak sıfırdan yirmiye kadar say...

Devamı ...

Sayılandırma Sistemleri

Romalılar, eskiden beri kullanılan çizgi çekmek yöntemi y...

Devamı ...

More in: Blogum, rss

Etiketler

Geometrik şekiller

Geometrideki özel şekiller hakkında bilgi ve java appletleri bulabileceğiniz bir site

bilim haberleri

Güncel bilim haberlerini bulabileceğiniz güzel bir site

Geometri

Ders anlatımları ve soru çözümleri  bulabileceğiniz bir site

Pc dergi

Güncel teknoloji  haberlerini bulabileceğiniz güzel bir site

logo

 

Google, 2008’in en çok arananl

News image

Google, 2008 yılında her gün arama motoruna girilen milyonlarca sorguya dayanarak derlenen İnternet Zeitgeist’ini (Almanca’da zamanın ruhu anlamına gelen kelime) açıkladı....

Devamı ...

MySpace videoları cebe girecek

News image

MySpace, kullanıcılar tarafından yüklenen videoların mobil platformlarda görüntülenmesine olanak tanıyacağını açıkladı....

Devamı ...

Wikipedia editör dostu olmak i

News image

Wikipedia vakfı, sıradan kullanıcıların da İnternet ansiklopedisine katkıda bulunmasını sağlamayı amaçlıyor....

Devamı ...

e-Devlet Kapısı “Bismillah”la

News image

www.türkiye.gov.tr açıldı. Siteye erişimde Türkçe karakter sorunu yok, ancak birçok işlem için şifre gerekiyor. Şifre PTT’lerden bir günde, oturduğunuz yerden ise bir haftada ...

Devamı ...

e-devlet kapı duvar!

News image

2003 yılından beri yürütülen e-Devlet Projesi kapsamında bugün yayına girecek olan e-Devlet Kapısı, açılmasına saatler kala hâlâ kilitli görünüyor. Adreste ne bir test yayını, ne de “yakında hizmetteyiz” notu vardı, site resmi tören sonrasında açıldı....

Devamı ...

Mahkeme kararı Facebook’tan te

News image

Avustralya’da bir avukat, borcunu ödemeyen bir çifte, ipotek ettirdikleri evlerinin haczedildiğine dair mahkeme kararını sosyal iletişim ağı Facebook ile tebliğ ...

Devamı ...

Ayakkabı eylemi bilgisayar oyu

News image

ABD Başkanı George W. Bush’a hafta sonu Bağdat’ta yaptığı ziyaret sırasında ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazır El Zeydi’nin eyleminin yankıları İnternet’te de devam ...

Devamı ...

1,3 dolara satılık çalıntı Fac

News image

Bilgisayar korsanları, çaldıkları Facebook hesaplarının tanesini 1,3 dolardan çevrimiçi sahtekarlık çetelerine ...

Devamı ...

Google araması çeviri seçeneği

News image

Google, şirketlere özel ürettiği arama sunucularında diller arasında arama yapabilen bir düzeneğin testlerine başladı....

Devamı ...

Avrupa ile Asya iletişim kuram

Akdeniz’de denizaltından geçen 3 kabloda meydana gelen arıza nedeniyle Avrupa, Ortadoğu ve Asya arasındaki internet ve telefon hizmetlerinde sorun yaşanıyor....

Devamı ...

Warner Music - YouTube ortaklı

News image

Warner Music, gelir paylaşımı modeline dayalı içerik ortaklığını sona ...

Devamı ...

Bu sitede erotizm içeren unsur

News image

İngiltere, web sitelerine filmlerde olduğu gibi bir derecelendirme sistemi getirmeyi ...

Devamı ...

Internet Explorer kan kaybediy

News image

Microsoft’un pazar lideri internet tarayıcısı Internet Explorer, tarihinin en düşük kullanım oranına ulaştı....

Devamı ...

Facebook paralı olmayacak

News image

Ünlü teknoloji blogu Techcrunch’ın yazarlarından Michael Arrington’un yaptığı “Facebook zor durumda” yorumları kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine yol açıyor....

Devamı ...

Wikipedia 6 milyon dolar hedef

News image

Geçtiğimiz Temmuz ayında Wikipedia’nın kurucusu ve kâr amacı gütmeyen Wikimedia Vakfı’nın yöneticisi Jimmy Wales tarafından başlatılan bağış kampanyası 6 milyon dolarlık hedefine ulaştı....

Devamı ...

More in: MATEMATİK, Genel, Health, Sağlık, teknoloji, Dünya, UZAY, Education, Kimya, Fizik, İcatlar, Mucidler , oyun, Rüzgar Enerjisi, Biyoloji

İskelet Ve Kas Sistemi

Canlılarda, vücuda desteklik sağlayan ve hareketi kolaylaştıran sistemdir. Tek hücrelilerde bu görevi hücre zarı ve hücre çeperi yapar. ...

Devamı ...

Bir Rekabet Silahı Olarak Ürün

News image

Ürün tasarımı başarı için önemli bir anahtardır, çünkü ürün maliyetinin, kalitesinin ve tüketici hizmetlerinin belirlenmesinde önemli bir paya sahiptir.  Bu üç faktör şirketin rekabet durumunun belirlenmesinde çok önemli bir pozisyona ...

Devamı ...

Hizmet Ürünlerinin Tasarımı Ve

News image

Hizmet, karşılanmamış ihtiyaçların tatmin edilmesi düşüncesi ile başlar.  İlk değerlendirme, piyasa potansiyelinin ve fizibilitesinin belirlenmesi ile yapılır, daha sonra da prototip tasarımı, analizi ve testi yapılır, bunların sonunda da sonuç tasarıma ulaşılır.  İmalat ve hizmet sistem tasarımları arasındaki farklar, müşteri odağının ve insan etkileşimi derecesinin farklı olmasıdır.  Hizmet sektöründe bunlar daha yoğun olduğu için taleplere daha hızlı cevap verilebilmesi için daha esnek olunması gerekir. ...

Devamı ...

Kalite Ve Güvenilirlik

News image

Bir ürün tasarımı tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek teknik özelliklere sahip olmalıdır. Bu niteliklere uygunluk satın alma ve üretim departmanlarının sorumluluğu altındadır. Satın alınan ve kullanılan malzemelerin bu özelliklere uygunluğu kontrol edilmelidir. Ayrıca yetersiz üretim yöntemleri de kalitenin düşmesine yol açar.  Ambalajlama ve dağıtım da ürünlerin tüketicinin eline sağlam geçmesini sağlamada son derece önemlidir.  Son olarak kullanma kılavuzlarının kalitesi ve satış sonrası hizmetleri de ürünün başarıya ulaşmasında rol sahibidir. Piyasaya sürülen pek çok bilgisayar teknik bilgisi kuvvetli olmayanlar ...

Devamı ...

ÜRÜN GELİŞTİRME SÜRECİ

News image

  Ürün geliştirme çalışmaları, pazar araştırması ile başlayıp,ürünün tasarımı ile devam eden,üretim süreçlerinin tasarımı ile sürdürülüp,ürünün fiziksel olarak yapımı ile sonuçlanmayan ; ancak pazara sunulup geri bildirim ile çevrimi tamamlanan bir süreçtir. Bu süreç aslında ürünün yaşamı boyunca devam eder....

Devamı ...

ÜRÜN HAYAT DEVRELERİ

News image

Ürünlerin genel ekonomik açılardan ve işletme açısından ele alınabilen hayat(yaşam) dönemleri vardır. Ürünün hayat devresi, onun üretimi, satışı ve satış potansiyelinin ölçülmesi bakımından önemlidir. ...

Devamı ...

ÜRÜN GELİŞTİRMEYE YÖNELİK ANAL

News image

Ürün geliştirme yeni ya da mevcut ürünlerin pazarlarını belirlemekle başlar.  Tüketici ihtiyaçlarının tanımlanması beraberinde, söz konusu ürünle devam edip etmeme kararına kadar uzanan pek çok soruyu getirir. Piyasa, toplam hacmin, uzun ve kısa vadedeki satış artışlarının, mevcut ve olası rakip firmaların belirlenmesi amacıyla incelenir.  Bunlar da sektör analizleri, tüketici ihtiyaçlarının ölçülmesi, rakiplerin ve şirketin analiz edilmesi ürün hayat devrelerinin incelenmesi aracılığı ile ...

Devamı ...

YENİ ÜRÜN GELİŞTİRME NEDENLERİ

News image

Bir işletmenin yeni ürün üretimine yol açan nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz: 1-   Kaynak kullanımı; kaynakların daha iyi kullanılmak istenmesi en önemli nedendir. Hatta bu yolla maliyetten bile düşüş sağlanması olasıdır. Bir işletmenin ilk amcı tam kapasite ile çalışmak olmalıdır. Bondan işletmenin personelinin , semayesininü, dağıtım kanallarının ve üretim araçlarının tam kullanılması kastedilmiştir. Bu sayede malların marjinal maliyetleri düşürülüp yeni yatırımlara kaynak aktarılması ve karın arttırılması ağlanabilir. Böylece basit giderler düşürülerek, üretilen ...

Devamı ...

YENİ ÜRÜN ÜRETMENİN NEDENLERİ

News image

Tüketici tercihlerinin sürekli değiştiği bir ortamda, bir ürünün sürekli satılması imkansızdır. Ayrıca gelişen teknoloji ve yoğun rekabet koşulları altında, yeni ürün üretmemek işletme açısından son derece riskli bir tutumdur....

Devamı ...

YENİ ÜRÜN KAVRAMI

News image

Yeni ürün. Pazara daha önce hiç sunulmamış ticari mal olarak tarif edilse bile, bu tarif günümüzün yeni ürün anlayışını tam olarak yansıtmamaktadır. Bunun için dört tip yeni ürün tarifi yapılabilir:...

Devamı ...

ÜRÜN KAVRAMI

News image

Ürün, bir ihtiyacı ya da isteği karşılamak amacıyla pazara sürülen,tüketim ve kullanım gibi işlevleri yerine getiren her şey olarak tanımlanabilir. Bu tanım içine fiziksel bir obje,hizmet,yer,insan,organizasyon,fikir ya da sayılanların hepsinin bir karışımı girebilir.  ürünler temelde 3 katagoride toplanır: özel prestij ürünleri, seçenekli ürünler ve standart ürünler....

Devamı ...

Bitki ve hayvan hücresinin kar

News image

  Görüldüğü gibi bitki ve hayvan hücreleri arasında bazı organel ve yapılar farklıdır. Plastidler, hücre çeperi ve büyük koful sadece bitki hücrelerinde bulunur. Sentrozom ve Lisozom sadece hayvan hücrelerinde bulunur.  Farklardan bir diğeri de stoplazmada bulunan besin maddeleridir. Nişasta, maltoz ve sükroz bitkisel hücrelerde bulunur. Glikojen ve Laktoz ise genellikle hayvansal hücrelerde ve bakterilerde bulunur. Ayrıca hücre bölünmesi yapılırken, hayvan hücreleri “boğumlanmak” suretiyle, bitki hücreleri ise “ara lamel” oluşturarak stoplazma bölünmesini gerçekleştirirler....

Devamı ...

ÇEKİRDEK (NUKLEUS)

News image

    Bakteri, mavi-yeşil alg ve memelilerin alyuvarları hariç bütün canlı hücrelerde bulunur. Çekirdeği olmayan canlılarda çekirdek maddesi (DNA’lar) stoplazmaya dağılmış olarak bulunur. Çekirdek hücrenin bütün hayatsal olaylarını kontrol eden (yöneten) merkez ve genetik maddenin koruyucusudur....

Devamı ...

HÜCRE STOPLAZMASI

News image

Hücre zarı ile çekirdek zarı arasını dolduran, organeller ve plazmadan meydana gelmiş bir karışımdır. Organeller ve plazma olarak iki kısımda ...

Devamı ...

HÜCRE ZARI

News image

Hücreyi dış ortamdan ayıran, dağılmasını önleyen, ona şekil veren ve onu dış etkilerden korumaya çalışan, canlı, esnek, çok ince ve yarı saydam bir zardır. Esas yapı maddesi “protein ve yağ” dır. En önemli özelliği seçici geçirgen olması, en önemli görevi ise, hücreye madde giriş çıkışını düzenlemesidir. Zar çok ince olduğundan ışık mikroskobuyla zor ...

Devamı ...

More in: Oss biyolji, Oss coğrafya, Öss fizik, Oss geometri, öss kimya, öss matematik, Öss türkce, İktisat

Video

Restore Default Settings
Şu anda 26 konuk çevrimiçi